Avrupa Parlamentosu’nda Müslüman Kardeşler örgütünün Avrupa’daki faaliyetlerine karşı bir yasa tasarısı kabul edildi. Örgütle bağlantılı kişi ve kuruluşların terör listesine alınması için inceleme istenen tasarıda, Türkiye’yi ilgilendiren hususlar da var.
HABER MERKEZİ – Avrupa Parlamentosu (AP), 8 Ekim Perşembe günü yapılan oylamada, Müslüman Kardeşler örgütünün Avrupa’daki faaliyetleri ve siyasi kurumlar üzerindeki etkisine ilişkin yeni bir kararı onayladı.
T24’ün haberine göre, “İslamcı yapıların demokratik kurumlara yönelik gizli etki girişimleriyle” mücadele edilmesini öngören karar, 167 aleyhte ve 15 çekimser oya karşılık 381 lehte oyla meclisten geçti.
Kararda, AB üyesi ülkelerden Müslüman Kardeşler ile bağlantılı ağları incelemek üzere ortak bir yaklaşım geliştirmeleri istendi. Karar metninde bu faaliyetler, kamu yönetiminin tarafsızlığını zayıflatmayı amaçlayan girişimler olarak nitelendirildi.
AP, Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve kuruluşların AB’nin terörle mücadele yaptırımları listesine alınması için hukuki koşulların incelenmesini talep etti. Karar, hareketin doğrudan terör örgütü ilan edildiği anlamına gelmese de konunun AB Konseyi düzeyinde değerlendirilmesinin önünü açtı. AB’nin yaptırım listesine yeni kişi veya kuruluşların eklenebilmesi için Konsey’in ayrı bir karar alması gerekiyor.
Avrupa’da faaliyet gösteren bazı dini ve siyasi kuruluşların yabancı ülkelerden sağladığı finansman da kararın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. AP, AB kaynaklarının demokratik kurumları tehdit ettiği değerlendirilen kişi veya kuruluşlara aktarılmasının önlenmesi için denetimlerin artırılmasını istedi.
Bu kapsamda, Türkiye ve Katar’dan sağlandığı ifade edilen finansmanın daha yakından incelenmesi talep edildi. Kararın, bu ülkelere doğrudan yaptırımdan ziyade yabancı finansman kaynaklarının şeffaflığına yönelik denetimleri güçlendirmeyi hedeflediği belirtildi.
Kararda, “İslamcı sızma” olarak tanımlanan faaliyetlerin kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ile LGBTİ+ hakları bakımından risk oluşturduğu savunuldu. İfade ve vicdan özgürlüğü, kamu düzeni ve toplumsal uyumun korunmasının önemine dikkat çeken AP, demokratik kurumların işleyişini zayıflatmayı amaçlayan ağlara kurumsal meşruiyet kazandırılmasına karşı olduğunu vurguladı.







