İzleme Komisyonu’nun Meclis’te en kısa zamanda kurulması gerektiğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Kurul, bir an önce Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışmalara başlamalıdır. Öcalan’ın görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı” diyerek kurulun “tarihi sorumluluğu” yerine getirebilmesi için iktidara ve devlete “cesur, ciddi adımlar” atma çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yeni yasama yılının ilk Meclis Grup Toplantısı’nda güncemdeki gelişmelere açıklamalarda bulundu.
KOBANÎ DAVASI: ‘ARKADAŞLARIMIZIN BİR AN ÖNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASI GEREKİR’
6-8 Ekim Kobanî protestolarını hatırlatan Tuncer Bakırhan, “12 yıl geçmesine rağmen bir hukuk garabeti devam ediyor. Kobani Davasında tutuklu olan arkadaşların sürece rağmen hala tutuklu olmalarını kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımızın bir an önce özgürlüklerine kavuşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
FON KRİZİ: AKP’YE SORULAR YÖNELTTİ
Konuşmasında fon skandalına dikkat çeken Bakırhan, “Günlerdir toplumun tamamı tarihin en büyük hırsızlıklarından birini konuşuyor. Bir yanda yaşamına son veren emekliler bir yanda evi geçindirmek için çalışan çocuklar var. Bir yandan Tera fonunun özel jetiyle yolculuk yapan siyasetçi ve bürokratları soruyor. Böylesi karanlık bir düzende milyar dolarlık vurgunun maskenin adı nedir biliyor musunuz? Yerli ve milli finans diye halkımızı kandırdılar. Yerli olan tek şey halkın alınteridir. Vurgundan önceki son birkaç ayda yüklü miktarda para çekenler kimlerdir? Milyarları vuran Fatma Betül Sayan Kaya’nın mal varlığı donduruldu mu? Sabahın ilk ışıklarında insanların mahremiyetini ihlal edip görüntüleri servis edenler zahmet buyurup Fatma Betül Sayan Kaya’yı ifadeye çağırdı mı? Espri yapan gençleri bile gözaltına alan yargı düzeni bu şahıs ve vurgunu yapan akplşileri enden gözaltına almıyor. Gözaltı listesi AKP’deki görev listesine göre mi belirleniyor?” diye sordu.
×Bu soygun sadece fonlarla sınırlı kalmadı. Halkın en masum tutkusuna, futbola kadar uzandı. Türkiye Futbol Federasyonu, büyük kulüplerin yöneticilerinin de yer aldığı 448 yöneticiyi son beş yılda bahis oynadığı gerekçesiyle disipline sevk etti. Merkez Hakem Kurulu’ndaki sahtecilik soruşturmasında tutuklamalar olduğunu gördük. Rantın milletin formasına, sevincine, tutkusuna kadar sızdığını ortaya koyan bir rezaletle karşı karşıyayız. İnsan, tuttuğu takımın formasına, hakemin düdüğüne, oyunun temizliğine inanmak istiyor. Ama görüyoruz ki takımlarımız, sahada değil, masada oynanan oyunun parçası hâline getirilmiş.
‘KURUL BİR AN ÖNCE ÖCALAN’IN KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE ÇALIŞMALARA BAŞLAMALIDIR’
Süreç hakkında açıklamalarda bulunan Bakırhan, “Herkesin kimliğiyle, diliyle, inancıyla özgürce yaşayabildiği bir ülkeyi birlikte kurmak istiyoruz. Bu sorumluluğun büyüklüğünü biliyoruz. Tam da bu nedenle söylüyoruz. Barış umudunu belirsizlik içinde tüketmeye, toplumun beklentisini sürekli ertelemeye kimsenin hakkı yoktur. Çerçeve yasa 467 gibi tarihi bir oyla Meclisten geçti. Çerçeve yasa kapsamında bir koordinasyon kurulu oluşturuldu. Bu kurul bünyesinde de dört alt komisyon oluşturuldu. Bunların adını saymaya gerek yok. Ama artık bu kurulan komisyonların çalışmalarını ve sonuçlarını görmek istiyoruz. Kürtçede bir söz var: Gavek hizar gotinan çêtir e. Yani bir somut adım bin sözden iyidir. Biz de artık sözler yerine somut adım beklediğimizi belirtmek istiyoruz. Bu çerçevede Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun etkin çalışması, sürecin başarıyla tamamlanması açısından tarihi bir önemdedir diyoruz. Bu kurul bir an evvel Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışmalara başlamalıdır. Kurulun bu tarihi sorumluluğu yerine getirebilmesi için iktidarın ve devletin cesur, ciddi adımlar atmasının zamanı artık gelmiştir” çağrısında bulundu.
‘ÖCALAN’IN GÖRÜŞME VE İLETİŞİM KOŞULLARI SAĞLANMALI’
“Barışın terazisinin iki kefesi vardır. Bir kefeye silah bırakıldıysa, diğer kefeye hukuk konulmalıdır” diyen Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
×Çünkü silahsızlanma hukuki karşılığı olan bir meseledir. Demokratik hakların tanınmasının ve hukuki güvencelerin sağlanmasının önünde bariyerler konulamaz. Bir kefeye fesih konulduysa, öbür kefeye hukuk, hukuki güvence ve siyaset konulmalıdır. Tek kefesine yük binen bir terazi doğru çalışmaz, doğru tartmaz. Eğer bir sorumluluk isteniyorsa, o sorumluluğun yerine getirilebileceği koşullar da oluşturulmalıdır. Barışın matematiği budur. Bir sorumluluk isteniyorsa, onun koşulları yaratılmalıdır. Barış sürecini ilerletmek, gerçek bir kardeşlik sözleşmesinin de aynı zamanda önünü açacaktır. Demokrasi ve hukuk düzeninin tesisiyle ortaya çıkacak barış iklimi, toplumsal sözleşmenin aynı zamanda kapısını aralayacaktır. Yani adım karşılığında adım üretir. Her karşılık yeni bir güven üretir. Güven arttıkça daha zor meseleler konuşulabilir hale gelebilir. Sayın Öcalan’dan böylesine ağır bir sorumluluk üstlenmesini bekliyorsunuz. O sorumluluğu yerine getirebileceği imkanları ve hukuku oluşturmak gerekmiyor mu? Ondan dolayı diyoruz ki Sayın Öcalan’ın özgür çalışma, görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı, ilgili taraflarla düzenli temas kurabilmesinin önü açılmalıdır.
MECLİS’E ÇAĞRI: ‘İZLEME KOMİSYONU KURULMALI, ÇALIŞMALARA BAŞLAMALI’
Türkiye’nin iki yıl önce bulunduğu yerde olmadığını belirten Bakırhan, “Çok zor anlardan geçildi, çok ağır eşikler aşıldı. Artık geçmişin korkularıyla değil, bu iki yılda oluşan tecrübeye güvenerek hareket etmek gerekiyor. Meclisin önünde ertelenmeyecek bir görev var. Çerçeve yasanın öngördüğü İzleme Komisyonu en kısa zamanda kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Meclis uygulamayı izlemeli, aksayan noktaları gündemine almalı, taraflarla görüşmeli, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler için harekete geçmelidir. Biz sorumluluk almaya hazırız DEM Parti olarak. Bütün partileri de bu tarihi süreçte sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.
‘HABER YAPTIĞI İÇİN GAZETECİ TUTUKLANIYOR, FONDA VURGUN YAPAN İFADEYE ÇAĞRILMIYOR’
“Barışın konuşulması gereken günlerde yasakçı zihniyet maalesef yine iş başında” diyen Bakırhan, devamında şunları dile getirdi:
“Geçen hafta 17 yıldır faaliyet gösteren T24 internet sitesine ve sosyal medya hesaplarına yine Mezopotamya Ajansı’nın Kürtçe sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. T24’ün 10 yıl öncesinin haberlerini bu kadar titizlikle takip edeceğinize keşke vurgun yapan Tera’yı, bu fonlarda vurgun yapan insanların hesaplarını bir ay kontrol edebilseydiniz. Muhalif olanın 10 yıl öncesine gidip ama vurgun yapanın bir gün öncesine gitmemek emin olun bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük ve haksızlıktır. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin eylül ayındaki raporuna göre internet ve dijital medya alanında 4.000’e yakın dijital medya içeriğine erişim engeli getirildi.
Düşüncesini ifade edene soruşturma açılıyor. Bu böyle olmaz. Bu böyle gitmez. Bu böyle doğru değil. Toplum bunu görüyor, bunu yemiyor. Biraz vicdanlı, biraz hakkaniyetli olmak gerekiyor. Bunun yanında dört tane internet sitesi erişime kapatıldı. Eylül ayında 16 gazeteci gözaltına alındı. Dokuz gazeteci tutuklandı. Fonda vurgun yapanlar ifadeye dahi çağrılmıyor. Haber yaptığı için gazeteci tutuklanıyor. İşin daha trajik yanı nedir biliyor musunuz? Türkiye’deki bu erişim engellerini haberleştiren engelli ve bin sosyal medya hesabı da engellendi.”
VAHAP SEÇER’İN TUTUKLANMASINA TEPKİ: ‘MERSİN HALKININ İRADESİNE SAYGI DUYUN’
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in tutuklanmasına tepki gösteren Bakırhan, “Aynı günlerde Mersin’de üç belediye yönelik operasyonda belediye başkanı Vahap Seçer ile birlikte 59 kişi gözaltına alındı. Sanırım bugün tutuklandılar. Geçen Cuma da Eyüpsultan Belediyesi’ne yönelik operasyonda 28 kişi gözaltına alındı. Her gün bir belediye operasyon yapılıyor. Aynı günlerde bu ülkede kadınlar öldürülmeye devam edildi. Açık söylüyorum, cebimizin soyulmasına, irademizin gasp edilmesine, haklarımızın kullanılmaz hale getir getirilmesine hayır diyoruz ve hayır diyeceğiz. Çağrımız açık. Basına yönelik sansüre ve yasaklara son verin. Halkın iradesine saygı duyun Mersin halkının iradesine saygı duyun” dedi.
BARIŞ AKADEMİSYENLERİ VE KAYYUMLAR İÇİN MGK KARARINA MI İHTİYAÇ VAR?
Barış Akademisyenleri’nin durumuna dikkat çeken Tuncer Bakırhan, “Bakın, Barış Akademisyenleri var. Barış istedikleri için adamların çırasını döndürdüler. Evini barkını perişan ettiler. Yine Barış Akademisyenleriyle birlikte Kanun Hükümünde Kararnameler birlikte on binlerce insanı işinden aşından ettiler. Mesleğinden kopardılar. Birçoğu hastalandı. Bazıları intihar ediyor. Bir an önce bu Barış Akademisyenlerinin mağduriyeti KHK’lerle mağdur olanların mağduriyetleri artık giderilmelidir. Haydi anladık. İşte bu sürecin ilerlemesi için teyit ve tespit ihtiyaç var. Milli Güvenlik Kurulu’nun kararına ihtiyacı var. Ya Allah aşkına kanun hükümdeki kararnameyle atılan insanların işe dönmesi için MGK’nin kararına mı ihtiyacı var? Barış Akademisyenlerin işine dönmesi için teyit tespite mi ihtiyaç var? En basit adımlar bile atılmıyor. Kayyum atamışsınız. Bir süreç var. Belediye belediye işbaşkanlarının ismini söylüyorsunuz. Bu kayyumlar için Milli Güvenlik Kurulu’nun teyit tespit kararını mı bekleyeceğiz? Biraz inandırıcı olmak için. Biraz bu sürece desteği arttırmak için biraz daha sayıcı, biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor. Bu mudur insanlara reva gördüğünüz? Bunu asla kabul etmiyoruz” diye konuştu.
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Meclis Grup Toplantımızda konuşuyor https://t.co/ALlRKUTesN
— DEM Parti (@DEMGenelMerkezi) October 6, 2026







