BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

5 soruda ‘fon krizi’:

Neden yaşandı, bundan sonra ne olacak?

5 soruda ‘fon krizi’:
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Yüzbinlerce yatırımcının içerisinde yer aldığın “fon balonu” patladı. Peki şimdi ne olacak? Krizin kaynağı, yapılması ve yapılmaması gerekenler, eleştiriler ve beklentiler… Ayrıntılar haberimizde.

HABER MERKEZİ – Ekonomi gündemine damga vuran ve borsayı sarsan “fon krizi”, denetimsiz birikimlerin ve “finans balonu” sarmalı gerçeğini gözler önüne serdi.

Şimşek: Tedbir alındı | SKP açıkladı: Yatırım fonlarında tasfiye süreci nasıl olacak?

Pusula ve Tera Portföy ekseninde büyüyen, olağanüstü ve suni getirilerle kısa sürede devasa hacimlere ulaşan fonlar, mekanizma tersine dönünce yerle bir oldu.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 130’u aşkın fonu tasfiye ederken, Finansal İstikrar Komitesi ve kamu bankaları krizin yayılmasını önlemek için devreye girdi. Gelinen noktada ise temel sorulardan biri, krizin faturasının nasıl paylaşılacağı.

“Kâr patrona, zarar kamuya” eleştirilerinin yapıldığı bu süreç nasıl gelişti, kimler, nasıl etkilenecek, sürece nasıl müdahale edildi, bundan sonra neler yapılacak? İşte 5 soruda “fon krizi”nin özeti…

FON KRİZİ NEDEN YAŞANDI?
1- Krizin başlangıcı nedir, fon krizi neden yaşandı?

Krizin merkezinde, özetle bazı portföy yönetim şirketlerinin (Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls) yönettiği fonların belirli hisselerde çok yüksek yoğunlaşması ve bu hisselerin fiyatlarının olağan piyasa dinamiklerinin ötesinde yükselmesi bulunuyor. Yüksek getiriler yeni yatırımcıları çekti; yeni para girişleri de aynı hisselerin fiyatını daha da artırdı. Böylece kendi kendini besleyen bir fiyat döngüsü oluştu.

Bu yapı, yatırımcıların para çekmeye başlamasıyla tersine döndü. Fonlar nakit yaratabilmek için ellerindeki hisseleri satmak zorunda kaldı, satışlar fiyatları düşürdü, düşen fiyatlar yeni çıkışları tetikledi ve likidite krizi ortaya çıktı. SPK’nin fonları tasfiye kararı alması da bu sürecin ardından geldi.

Daha geniş açıdan bakıldığında ise bu kriz, son yıllarda tasarrufların mevduattan yatırım fonlarına ve borsaya yönlendirilmesiyle hızla büyüyen sermaye piyasalarında denetim, şeffaflık ve risk yönetimi konularının yeterince güçlü olmamasının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

KRİZ KİMLERİ ETKİLİYOR?
2- Sadece adı geçen şirketleri ve yatırımcıları mı etkiliyor?

Son günlerde kriz biçiminde ortaya çıkan durum, öncelikle doğrudan adı geçen portföy şirketleri, bununla ilişkili şirketleri ve bu fonlara yatırım yapan sayıları 500 bini bulan küçük ve yatırımcıları doğrudan etkiliyor. Ancak krizin etkisi bunlarla sınırlı kalmıyor; krizin boyutu finansal ekosistemi ve borsayı sarsıcı nitelikte.

Örneğin; BIST 30 hisseleri dünkü işlemlerde dibe vurdu. Dolayısıyla yaşanan bu durumun dolaylı etkisi çok daha geniş olabilir. Çünkü;

  • Borsada güven kaybı oluşabilir.
  • Yatırım fonlarından çıkışlar hızlanabilir.
  • Hisse senedi piyasasında satış baskısı artabilir.
  • Bireysel yatırımcıların sermaye piyasalarına olan ilgisi azalabilir.
  • Şirketlerin borsa üzerinden finansman sağlaması zorlaşabilir.

Türkiye’de son yıllarda milyonlarca kişinin yatırım fonlarına ve borsaya yönelmiş olması nedeniyle psikolojik etkisi yalnızca birkaç şirketle sınırlı kalmayabilir.

Bunun yanı sıra, ortaya çıkan bu krizde, elde edilen kazancın şirketlerde, tasfiye maliyetlerinin ise kamuda kaldığı görülüyor. Maliyetler, Varlık Fonu, kamu bankaları gibi kamu olanaklarıyla ‘sırtlanılmaya’ çalışılırken zarar/fatura kamusallaştırılıyor.

KRİZ BİTTİ Mİ?
3- Geçici bir durum mu, yeniden kriz yaşanır mı?

Yaşanan olay basit bir piyasa dalgalanması veya geçici bir likidite sıkışıklığı değil; “yerli ve milli finans sistemi” iddiasıyla kurulan spekülatif ekosistemin yapısal bir çöküşü olarak değerlendiriliyor.

Krizin akut kısmı, düzenleyici kurumların (SPK, BDDK, Borsa İstanbul) müdahaleleriyle zaman içinde kontrol altına alınmaya çalışılsa da fon tasfiyeleri tamamlandığında ve piyasalardaki belirsizlik azaldığında kısa vadede istikrar sağlanması mümkün olabilir. Ancak sisteminin işleyişi gereği benzer krizlerin tekrar yaşanmaması garanti değil, hatta sistemin işleyiş mekaniği açısından düşünüldüğünde ekonomistler bu tarz krizlerin tekrar etmesinin kaçınılmaz olduğunu öngörüyor.

Kâğıt üzerinde şişen milyarlarca dolarlık servetin nakde çevrilememesi, bu ‘balonun’ yeniden eski formuna dönme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Eğer;

  • fonların aynı hisselerde aşırı yoğunlaşması,
  • piyasa manipülasyonu iddiaları,
  • yetersiz denetim,
  • şeffaf olmayan fon yapıları gibi sorunlar giderilmezse benzer riskler yeniden ortaya çıkabilir.
DEVLETİN SORUMLULUĞU NEDİR?
4- Devletin sorumluluğu nedir?

Bu krizin patlak vermesi noktasında, piyasalara etkisi bakımından devletin sorumluluğu konusunda iki başlıktan söz edilebilir.

Burada ilk olarak düzenleyici kurumların görevi, piyasadaki aşırı risk birikimini ve olası manipülasyonları erken tespit ederek zamanında müdahale etmektir. Bu nedenle “neden daha önce önlem alınmadı?” sorusu kamuoyunda tartışılan önemli başlıklardan biri. Milyarlarca dolarlık servet hacmi birikip buharlaşana kadat devletin duruma müdahale etmemiş olması eleştirilerin temel noktalarından birini oluşturuyor.

İkinci olarak, kriz ortaya çıktıktan sonra finansal istikrarı korumak da devletin yükümlülüklerinden. SPK’nın tasfiye kararı, piyasaya yönelik likidite tedbirleri ve kamu bankalarının devreye girmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

SKP açıkladı: Yatırım fonlarında tasfiye süreci nasıl olacak?

Ekonomistler ise; sadece kriz sonrasında müdahale etmenin yeterli olmadığını; fonların yatırım stratejileri, ilişkili taraf işlemleri, risk yoğunlaşması ve denetim mekanizmalarının çok daha sıkı hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.

BUNDAN SONRASI…
5- Bundan sonra ne olacak? Krizin faturasını kim ödenecek?

Bu aşamadan sonra fonların tasfiye sürecinin tamamlanması, yatırımcıların alacaklarının belirlenmesi ve piyasalardaki güvenin yeniden tesis edilmesi yönünde hamlelerin yapılması bekleniyor.

Bu aşamadan sonra devletin atması beklenen adımlar özetle şöyle sıralanabilir:

  • tasfiye sürecinin şeffaf biçimde yürütülmesi,
  • krizin faturasının ödenmesi noktasında kamu kaynakları ya da küçük yatırımcının birikimlerinin erimesinin önüne geçecek önlemlerin alınması,
  • ortaya çıkarılan usulsüzlüklerin yargıya taşınması,
  • sermaye piyasalarında denetimin güçlendirilmesi,
  • benzer yoğunlaşmaların tekrar oluşmasını engelleyecek yeni kurallar getirmesi.

Krizin faturasının nasıl paylaşılacağı en kritik başlıklardan biri. Sistemde bulunan yatırımcıların yanı sıra, bedelin kamunun sırtına yüklenmemesi için adımların doğru ve şeffaf biçimde atılması beklentilerin başında geliyor.

Benzer Haberler

‘Süreç’ cezaevlerine uğramıyor:

Biri hasta 30 yıllık iki mahpusun tahliyesi engellendi

Rıdvan Karakoç dosyasında da zaman aşımı

Eren Keskin: Adalet Bakanı isterse iki günde katilleri bulur

Girne’de batan gemi: 14 kişi hala kayıp

9 zanlının gözaltı süreleri uzatıldı

Yine Libya hattı: Fidye istiyorlar

Kürdistan Bölgesi’nden 10 genç rehin alındı

Çağdaş Kaplan ile ODAK programı

Selçuk Mızraklı açıklamalarda bulunuyor

Berlin’de yeni başbakan kim olacak?

Elif Eralp'li Sol Parti az farkla CDU'nun önünde: AfD yüzde 18'de

9 milletvekili hakkındaki karar da açıklandı

CHP, Mezitli Belediye Başkanı Tuncer'i ihraç etti

İmamoğlu’ndan ‘fon krizi’ tepkisi:

Millete vurgunun her türlüsünü yaşattılar