Metin Yeğin
Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu anlatır. Bir işletmenin başarısı, ne kadar çok insanın hayatını iyileştirdiğiyle değil, ne kadar çok para kazandığıyla ölçülür. İspanya’daki “Sosyal Ekonomi” deneyimleri ise başka türlü bir ekonominin yalnızca mümkün değil, hayatın içinde zaten var olduğunu gösteriyor.
Sosyal ekonomi; kooperatifleri, dernekleri, vakıfları, karşılıklı yardımlaşma kuruluşlarını ve sosyal işletmeleri kapsıyor. Bunların öncelikli amacı “maksimum kâr” değil; toplumsal ihtiyaçları karşılamak, istihdam yaratmak, küçük üreticileri ve tüketicileri korumak, insanların ekonomik karar süreçlerine doğrudan katılmasını sağlamak. Yani ekonomi, yalnızca sermaye sahiplerinin değil, o ekonominin içinde yaşayan ve çalışan insanların meselesi haline geliyor.
Kapitalist bir şirkette kararları, en fazla sermayeye sahip olanlar verir. Sosyal ekonomi kuruluşlarında ise esas olan demokratik ve katılımcı yönetimdir. Üyeler karar süreçlerine katılır; elde edilen gelir de yalnızca birilerinin cebine gitmek yerine işletmenin devamlılığı, üyelerin ihtiyaçları ve toplumsal yarar için kullanılır. Dayanışma, eşitlik, katılım ve sürdürülebilirlik burada süslü bir şirket raporunun başlıkları değil, ekonomik faaliyetin kendisidir.






