İsrail, Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısını, Şam’ın Türkiye’nin bölgede askeri konuşlanmasına izin vermesiyle gerekçelendirdi. Tom Barrcak, saldırının ardından, ABD’in, İsrail-Türkiye-Suriye arasında olası askeri çatışmaları önlemek amacıyla bir “çatışmasızlık mekanizması” oluşturmak için çalıştığını duyurdu.
HABER MERKEZİ- İsrail, 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne hava saldırısı düzenledi. Reuters’a göre saldırıda pist ve depolama alanları hedef alındı; can kaybı bildirilmedi. Türkiye, saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak nitelendirerek tepki gösterdi.
İsrail Başbakanlık Ofisi ise saldırının gerekçesinin Türkiye olduğunu açıkladı. Açıklamada, İsrail ile Suriye arasında güvenlik alanında mevcut “statükonun” korunması konusunda mutabakat bulunduğu, ancak Şam’ın Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk birliklerinin konuşlanmasına izin vererek bu düzenlemeyi ihlal etmenin eşiğine geldiği savunuldu.
İsrail, böyle bir konuşlanmanın kendi güvenliği açısından tehdit oluşturacağı konusunda Suriye’yi daha önce uyardığını ve Şam’ın bu uyarıları dikkate almadığını öne sürdü.
Saldırı, Ankara ile Tel Aviv arasındaki Suriye geriliminin yeni bir aşamaya taşındığına işaret ediyor. Türkiye, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni yönetimiyle askeri ve siyasi ilişkilerini güçlendirirken, İsrail Şam’ın yeniden askeri kapasite oluşturmasına ve Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin artmasına karşı çıkıyor.
İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı, Suriye’de 2013’ten bu yana büyük ölçüde kullanılmayan bir askeri tesisin yeniden faaliyete geçirilmesi tartışmalarının ortasında geldi. Reuters, saldırının Mart ayından bu yana Suriye hükümetine ait bir tesise yönelik ilk İsrail saldırısı olduğunu bildirdi.
WASHINGTON DEVREDE
Saldırının ardından ABD, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan çatışma riskini azaltmak için bir iletişim mekanizması kurulması üzerinde çalışıyor.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirirken, taraflar arasında yanlış anlaşılmaların önlenmesi için bir “çatışmasızlık” mekanizmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
İsrail ile Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya gelme ihtimali, Washington açısından da yeni bir sorun yaratıyor. Her iki ülke ABD’nin bölgedeki müttefiki olmasına rağmen Ankara’nın Şam’la askeri işbirliğini genişletmesi, İsrail’in Suriye’deki hareket alanını daraltabileceği endişesini artırıyor.
EBU ZUHUR SALDIRISININ PERDE ARKASINDA NE VAR ?
İsrail, 18 Ağustos gecesi İdlib’in doğusundaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne en az sekiz hava saldırısı düzenledi.
قصفت إسرائيل المحتلة اليوم مطار أبو الظهور في سوريا، بالقرب من الحدود التركية.
وجاء الهجوم رداً على قيام طيارين سوريين بتشغيل بعض الطائرات، واحتجاجاً على التصريحات التي أدلى بها هاكان فيدان ضد إسرائيل طوال الأسبوع، وكذلك بهدف توجيه تحذير بشأن جهود القوات المسلحة التركية للانتشار… pic.twitter.com/kx7KchvSTS
— Dr. Abdulkadir Şen (@SennAbdulkadir) August 18, 2026
Saldırılarda üssün pistleri ve depolama alanları zarar gördü; Suriye makamlarına göre can kaybı yaşanmadı. Yaklaşık 10 yılı aşkın süredir aktif olmayan üs, Suriye iç savaşı sırasında defalarca el değiştirmişti.
İSRAİL GAZETELERİ NASIL GÖRDÜ?
İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne saldırısını “Türk birliklerinin konuşlanmasını engelleme” gerekçesiyle savunması, İsrail basınında yalnızca Suriye’ye yönelik bir operasyon olarak ele alınmadı. Haber ve yorumlarda asıl meselenin, Türkiye’nin Esad sonrası Suriye’de kurduğu askeri nüfuz ve Ankara’nın Şam’ın ordusunu yeniden yapılandırmasındaki rolü olduğu vurgulandı.
İsrailli ve Amerikalı kaynaklara dayanan haberlerde de Türkiye’nin Ebu Zuhur’da askeri varlık kurmaya hazırlandığı iddiasının bağımsız biçimde doğrulanmadığı görülüyor.
“MESELE YALNIZCA BİR ÜS DEĞİL”
Times of Israel, ismi açıklanmayan bir Türk yetkilinin Axios’a Ankara’nın üste askeri varlık oluşturma arayışında olmadığını söylediğini aktardı. Gazete, saldırının arka planını aktarırken İsrail’in uzun süredir Türkiye’nin Suriye’de kalıcı biçimde yerleşmesini ve nüfuzunu artırmasını önlemeye çalıştığını yazdı. Gazetenin askeri muhabiri, saldırıdan önceki haber akışında bile İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki etkisini sınırlamak için daha önce de adımlar attığını hatırlattı.
Gazeteye göre İsrail açısından özellikle hassas konu, Türkiye’nin yeni Suriye yönetiminin hava gücü ve askeri altyapısının yeniden oluşturulmasına yardımcı olması. İsrail’in kaygısı, bunun ileride İsrail’in Suriye hava sahasındaki operasyonlarını sınırlayabilecek bir kapasiteye dönüşmesi.
HAARTEZ: ANKARA ARTIK GÜVENLİK DENKLEMİNDE
Haaretz ise gelişmeyi daha doğrudan Türkiye-İsrail rekabeti üzerinden çerçeveledi. Gazetenin canlı haber akışındaki başlıkta Netanyahu hükümetinin iddiası, “Türkiye’nin hedef alınan Suriye hava üssünün yakınında asker konuşlandırmanın eşiğinde olması” şeklinde verildi.
Bu çerçeve önemli. Çünkü İsrail açısından Esad’ın devrilmesiyle birlikte eski tehdit algısının yerini yeni bir denklem aldı: İran’ın Suriye’deki etkisinin azalması İsrail için bir kazanımken, aynı boşluğun Türkiye tarafından doldurulması yeni bir sorun olarak ortaya çıkıyor.
Haaretz ayrıca ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın saldırıyı “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirmesini öne çıkardı. Böylece İsrail hükümetinin saldırıyı “savunma” ve “statükoyu koruma” çerçevesine yerleştirmesine karşı, Washington’un operasyonu bölgesel istikrar açısından riskli gördüğünü gösterdi.
JERUSALEM POST: TÜRKİYE DAHA BÜYÜK TEHDİT OLARAK GÖRÜLÜYOR
Gazetenin haberinde İsrail’in Suriye’deki askeri kapasiteyi yeniden yapılandırma girişimlerine ilişkin ABD’ye istihbarat sağladığı belirtilirken, Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin artması İsrail açısından uzun vadeli bir güvenlik sorunu olarak ele alındı.
Gazetenin daha önce yayımladığı yorumlarda da Türkiye, İsrail açısından giderek daha önemli bir bölgesel stratejik rakip olarak tarif edilmişti. Bu yorumlarda Ankara’nın Suriye’de yeni yönetim üzerindeki etkisi, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgesel politikası birlikte değerlendiriliyor.
ABD: ‘ÇATIŞMASIZLIK MEKANİZMASI’ İÇİN HAREKETE GEÇTİK
Öte yandan Tom Barrack, İsrail’in saldırısının ardından, ABD’nin İsrail-Türkiye-Suriye arasında yanlış anlaşılma ve olası askeri çatışmaları önlemek amacıyla bir “çatışmasızlık mekanizması” oluşturmak için harekete geçtiğini açıkladı.
Barrack, Reuters’a yaptığı açıklamada, girişimin İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği son saldırının ardından hızlandırıldığını söyledi. Türkiye, İsrail’in saldırısı konusunda önceden bilgilendirilmediğini belirten Barrack, İsrail uçaklarının kuzeye, Türkiye yönüne doğru ilerlediğini gören Ankara’nın bu nedenle kendi askeri karşılığını hazırlama ihtimalinin ortaya çıktığını belirtti. Barrack, “Neyse ki sağduyu galip geldi ve bir tırmanmanın önüne geçildi” dedi.
ÖNCELİK GERİLİMİ AZALTMAK
Barrack, İsrail’in saldırısının ardında Türkiye’nin Ebu Zuhur’daki askeri varlığını artırabileceğine ilişkin doğru veya yanlış bir algının bulunabileceğini söyledi. Saldırının İsrail, Suriye ve Türkiye arasında böyle bir mekanizmaya duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Barrack, Washington’ın bu konuda aktif biçimde çalıştığını belirtti. Barrack, “Öncelik artık gerilimi azaltmak ve daha ölçülü bir yaklaşımın önünü açmak. Taraflar arasındaki mevcut bilgi paylaşımı ve diyalog kanallarının daha güçlü bir yapıya kavuşturulması gerekir” diye belirtti.
‘İLETİŞİM MEKANZİMASI, ASKERİ YÖNETMLERDEN DAHA UCUZ’
Barrack, Ebu Zuhur saldırısının bu görüşmelerin genişletilmesi ve daha güçlü bir iletişim mekanizması kurulması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Barrack, askeri güç kullanımına atıfla, daha sağlam iletişim ve koordinasyon mekanizmalarına yatırım yapmanın “yüz milyonlarca dolara mal olabilen askeri yöntemlere başvurmaktan çok daha ucuz” olduğunu belirtti







