
Kamusal alan koca bir yalan olurken
Tele1’den sonra Halk TV de tasfiye edildi. Bu sansür yada ifade özgürlüğüne saldırıyı aşar. Hedef kamusal alanın ilgasıdır.

1994 yılında başladığı gazeteciliğinin 17 yılını Radikal Gazetesi’nde geçirdi. Gazete Duvar’ın kurucu editörleri arasında yer aldı. “Dünya Hali” (Radyo Sputnik) programını ve İMC TV’de sunuculuk ve medya eleştirisi yaptı. Gazete Duvar’dan ayrıldıktan sonra Artı Gerçek’te köşe yazmaya başladı. Hukuk, çalışma hayatı ve siyaset üzerine yazılarla öykü ve şiir yazıyor.
22 Ekim 17:04Murat Ağırel ile İsmail Arı’nın tutuklanması, “kamusal alanı yok etme” girişiminin iki küçük adımıydı. İzmir Barosu’nda yükselen öfke nutku ise “kamusal alan” yokluğunda iktidar-muhalefet uyumunu anlatıyordu.

Tele1’den sonra Halk TV de tasfiye edildi. Bu sansür yada ifade özgürlüğüne saldırıyı aşar. Hedef kamusal alanın ilgasıdır.

Çerçeve Yasa çıktı, şu an yürürlükte. Fakat Yasa’ya oy verenler sorması gereken soruları sormuyor: İşler ne aşamada? Neden uzuyor? “Son silahlı kişiyi beklemek” şart mı?

İzleyici sanıkları göremiyor. Sanıklar yargılayanları göremiyor, avukatlarıyla temasa geçemiyor. Adaletin mekanı olmaz ama Silivri’de gördük ki adaletsizliğin bal gibi olur.

Kafka’nın öyküsündeki köylü, “yasaya erişmek için” ölene kadar bekler. Üstelik kapı açıktır. Çıkan yasa bir kapı aralıyorsa, o kapıdan geçip “asıl yasa”ya (hukuk ve siyaset zeminine) ulaşmak ancak mücadeleyle mümkün olacak.

Yasayı bekliyorduk, şimdi uygulamayı bekleyeceğiz. Yani kapı aralandı ama içeri kimse girmiş-çıkmış değil. Hal böyleyken Yeni Parti’nin hata yaptığını, oyundan düştüğünü öne sürmek aşırı bir iddia.

Meselenin yasa aşamasına gelmesi gayet önemli, fakat bu başlangıç niye hedefe daha uygun olmasın? Örneğin “ifade özgürlüğü”ne ilişkin boyut neden “terör” kavramı eşliğinde ele alınsın?

Bu yazı bir hüküm yazısı değil. Öcalan'dan (ve İmralı çevresinden) gelen metinlere bakarak nasıl bir mücadele mimarisi tasavvur edildiğini anlamaya çalışıyor.

Devlete göre PKK'nin tasfiyesi bir final, Öcalan içinse yeni bir başlangıcın, "demokratik toplum" ütopyasının kurucu anı. Beklenen yasa iki zıt tasavvuru uzlaştırmayacak, yalnızca onları aynı masaya oturtacak.