Ender İmrek
Türkiye, öncesi bir yana çeyrek asırlık bir iktidarın ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda biriktirdiği krizlerin içinden geçiyor. Tercih edilen ekonomi programı başta emekçileri, işçileri yoksulluğa sürüklerken, orta sınıfı da derinden etkilemektedir. Aynı dönemde tarihte eşi görülmemiş servet transferleri yaşanıyor. Vurgun, gasp, yolsuzluk ve rüşvet artık münferit sapmalar değil, sistemin işleyiş biçimi olarak değerlendiriliyor. Son fon vurgunu bu gerçekliğin en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Nereden kazanıldığı belli olmayan milyonlar birkaç gün içinde milyarlarca liraya dönüşüyor; bu dönüşüm göz göre göre gerçekleşirken sistemin kendisi bu süreci besliyor ve koruyor. İktidar bu tabloyu kabul edip hesap vermek yerine, konuyu gündemde tutan gazetecileri tutuklamayı, ev hapsiyle tehdit etmeyi, muhalefeti bastırmayı tercih ediyor.
Ekonomik sefalet ve kaynakların aktarımı
Ücretliler ve emekliler enflasyonun altında kalan gelirlerle açlık sınırının çok altında yaşamaya zorlanırken, kamu kaynakları faiz ve rant kanallarına aktarılıyor. Fon vurgununda 120 milyar dolarlık bir ölçekten söz ediliyor. Eski bakanlar, parti içindeki isimlerin yakınları ve iktidar çevresinden çok sayıda isim bu süreçle ilişkilendirilirken göstermelik girişimlerden öteye geçilmiyor, gerçek anlamda bir hukuki işlem başlatılmıyor.






