Volkan Yaraşır
Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin maddi bir yapıya yani olağanüstü bir devlet biçimine dönüşmesidir. Faşizm bir kolektif ruh halidir. Kaybolan, sistemin boğduğu, kendini hiç hisseden birey faşist özne olarak kolektif ruh halinin içinde “küçük adamlığını” unutur ve mana kazanır. Ortak ideal, hınç, ötekinden nefret, simgeler, ritüeller, ezoterik imajlar faşist öznenin kaybolmuş ruhunu besler. Şiddet faşist öznenin hınç repertuvarının parçasıdır.
Adorno bu hale “ tin(in) parçalanarak, tinlere bölünmesidir” der. Evet tinlere bölünmüşlük hali, faşist özneyi son derece tehlikeli bir konuma getirir. Kaybolmuşluğunu şiddetle, öfkeyle ve benliğini öldürerek giderir. Faşizmin örgütsel olarak en büyük yeteneği ve başarısı bu kendini hiç, manasız, çaresiz hisseden yığınlara seslenebilmesi, onların anlayacağı dili ve jargonu kullanması ve bu ruhu örgütlemesinden gelir.
Tarihsel faşizmin kitlesel bir harekete dönüşmesi tesadüfi ya da sadece savaşın yıkımına, işsizliğe, geleceksizliğe karşı oluşan reaksiyonun örgütlenmesi sayesinde değildir. Faşizm o dönemin ruhunu örgütlemiş ve dönemin ruhu olmuştur. Ve bu ruha uygun mistik, ezoterik, okült referanslar kullanmış, parçalanmış tinlerin arayışlarına yanıtlar üretmiştir. Ayrıca ölüm en çok kullanılan simge ve arzulanan şeydir. Faşizmde arzu ve ölüm, kahramanlık ve yaşam aynılaşır.






