Fatih Polat
Türkiye ve dünya tarihinde olağanüstü koşullarla gerekçelendirilen demokratik meşruiyet kriterlerinden sapma eğilimleri, AKP iktidarı döneminde giderek bir rutin haline geldi.
Özgür Özel’in, CHP genel başkanı olduğu dönemde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sahip olduğu konut sayısına dair yaptığı açıklamaların ardından Gürlek’in, “Kendisinin Muhittin Böcek’ten aday olmak için para istediği iddiası var. Zaten bunu Muhittin Böcek de açıklayacak. Ama zamanı var” sözleri sıra dışılık sıralamasında özel bir yerde duruyor.
Aynı şekilde, geride bıraktığımız hafta AKP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın’ın bir televizyon programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’ye katılmak isteyenlere kapılarının açık olduğuna yönelik sözlerini hatırlatarak, “İsim vermeyeyim ama sırada bir büyükşehir var. En kısa sürede inşallah göreceğiz” şeklindeki ifadeleri, Gürlek’in yukarıdaki açıklamasıyla akraba bir söylem. Bir nevi, “O iş bizde. Üzerinde çalışıyoruz” demiş oldular.
Yasal prosedürlerin devre dışı bırakıldığı iş görme yöntemleri, daha çok mafya teamülleri içinde anlam bulurken, artık iktidar gücünü elinde bulunduranlar, bu tür ifadeleri, “Simitçi şuradan iki simit ver. Gevrek olsun” doğallığında dillendirebiliyorlar.






