BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

BaBa Zula’dan iktidara çağrı:

Adalet olmadan barış olmaz

BaBa Zula’dan iktidara çağrı:
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Kürtçe başta olmak üzere ülkede konuşulan tüm dillerin özgürleşmesini, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını ve seçmen iradesine saygı gösterilmesini isteyen müzisyenler, iktidara demokrasi ve hukuk alanında somut adımlar atma çağrısı yapıyor.

HABER MERKEZİ- Müzikleriyle Anadolu ve Mezopotamya’nın farklı seslerini bir araya getiren BaBa Zula, çatışmaların sona ermesi ihtimalini olumlu karşıladıklarını ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını belirtti. Müzisyenlere göre, barışın toplumda karşılık bulması için iktidarın yıllardır tartışma konusu olan hak ve özgürlükler alanında da adım atması gerekiyor.

ANF’den Ali Barış Kurt’a konuşan BaBa Zula grubu üyeleri Murat Ertel, Esma Ertel ve Levent Akman, iktidara güven duyulabilmesi için sözlerin somut değişikliklerle desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını isteyen müzisyenler, seçilmiş yerel yöneticilerin yerine kayyım atanmasına da tepki gösterdi. Mardin ve Diyarbakır başta olmak üzere farklı kentlerde yaşananların seçmen iradesi üzerindeki etkisine dikkat çekiyorlar.

“Barışın gelmesi için ilk önce demokrasinin, hakkın ve hukukun gelmesi gerekiyor. Adaletin olması gerekiyor ki barış olsun. Hâlâ silahların susmasını konuşuyoruz. Demokrasiyle ilgili adımları konuşmalıyız. Mesela Selahattin Demirtaş’ın özgür olmasını konuşmalıyız. Osman Kavala’nın özgür olmasını konuşmalıyız. Demirtaş’ın da o politik kitlenin de zulüm evlerinden, hapishanelerden çıkması gerekiyor. Ama kimse bu konuları daha fazla tartışmıyor. Yıllarca kanlar döküldü, analar, babalar ağladı, çocuklar yok oldu, perişan oldular. Bunların artık olmaması çok güzel bir şey. Buna çok seviniyoruz. Çünkü bir evlat gittiği zaman, toprağın altına girdiği zaman bir daha dönüşü yok bunun. O kadar emek veriyorsunuz ve bunlar bir daha dönmeyecek. Binlerce insanımız öldü Anadolu’dan, Mezopotamya’dan. Evet, silahlar sustu ama zihninden çok korktukları bir adamı hâlâ maalesef hapishanede tutarak onu da onu seven insanları da bence bu barışın parçası yapamazsınız.”

BaBa Zula üyeleri, sanatçıların politik ve toplumsal meseleler karşısında söz söylemesinin önündeki engellere de dikkat çekti. Sanatın yalnızca eğlence alanına sıkıştırılamayacağını belirten müzisyenler, yaşadıkları toplumun sorunlarına kayıtsız kalmamaları gerektiğine inanıyor.

ÇOK DİLLİ BİR COĞRAFYANIN MÜZİĞİ

Kürtçenin yanı sıra Süryanice, Arapça, Lazca ve Azericenin özgürce yaşatılmasını isteyen müzisyenler, dillerin öğrenilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söylüyor:

“Bir kültürel bombardıman altında yaşıyoruz. Özellikle sanal olarak yaratılan bir durum var. Yani dünyayı işte 7 milyar değil de 1 milyarlık bir nüfusun liderleri yönlendiriyor gibi. Kültürü de onlar yönlendirmeye çalışıyorlar ama biz kendi içinde bulunduğumuz coğrafyanın kültürüne meraklıyız. Bu coğrafyanın yemeklerini yiyip, müziklerini dinliyoruz ve dürüstçe bunları yansıtmaya çalışıyoruz. Tabii dünya müziğine de açığız ama… Yani bizim için önemli olan kendi coğrafyamızda olan müzikler. İstanbul da aslında bunun güzel bir örneği. Çünkü işte Asya ve Avrupa’yı birleştiren, Anadolu’yu kucaklayan ama Balkanlar’la, Yunanistan’la, Akdeniz’le, Türkiye ile de aynı zamanda bağlantılı olan bir yer. Burası bize daha çekici geliyor. Yani örneğin Amerika’ya baktığımız zaman büyük bir güç görüyoruz ama aynı zamanda uzaklık da görüyoruz”

Bu vurgu, grubun müzikal dünyasından ayrı değil. BaBa Zula, geleneksel çalgıları elektronik seslerle buluştururken Anadolu ve Mezopotamya’nın müzik mirasını bugünün diliyle yorumluyor. Farklı kültürlerden gelen sesler, grubun müziğinde birbirini dışlayan unsurlar değil, aynı kompozisyon içinde var olabilen parçalar olarak yer alıyor.

Müzisyenler, kendi coğrafyalarının kültürel birikimini tanımanın ve yaşatmanın önemine değinirken, sanatın toplumsal meselelerden uzak tutulamayacağını da dile getirdi.

Onlara göre kültürel çeşitlilik, yalnızca geçmişten kalan bir miras değil; insanların bugün hangi koşullarda yaşayabildiğiyle de ilgili.

Benzer Haberler

Yıldız: Kasım sonuna kadar sonuç alınır

Yaklaşık 2 bin 800 kişi yasadan yararlanacak

« Lekelenmeme hakkı » lekeli :

 AİHM’de 1004 ihlal kararı

Gemi trafiği askıya alındı

İstanbul Boğazı'nda kimyasal tanker arızası

Akın Gürlek açıkladı:

8 ayda 32 bin 882 kişi tutuklandı

“Türkiye için bir tehdit değiliz”

Karayılan: Devlet hâlâ güven oluşturmuş değil

Seçim yapıldı

Birçok kentte yeni dönem baro yönetimleri belirlendi

Özgür Özel çiftçilerle bir araya geldi

'Yeni bir tarım dönemini başlatacağız'