6 Kasım 2026 Nûmedya24
Kültür Sanat

Diyarbakır'da Edebiyat ve Barış Konferansı

Barış sürecinde anadil ve edebiyat vurgusu

Diyarbakır'daki Edebiyat ve Barış Konferansı’nda yazarlar, şairler ve yerel yöneticiler, barışın inşasında edebiyatın, anadilinin ve aydınların rolüne dikkat çekti. Konferansta, dil özgürlüğü, cezaevlerindeki edebiyatçıların durumu ve kültürel haklar üzerine de değerlendirmelerde bulunuldu.

HABER MERKEZİ - Uluslararası PEN, Kürt PEN Merkezi (Navenda PENa Kurd) ile Diyarbakır Büyükşehir, Sur, Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar belediyelerinin ortaklaşa düzenlediği “Barış ve eşitlik süreçlerinde, uzlaşma, barış ve eşitlikte edebiyatın, dilin ve aydınların rolü” başlıklı konferans Diyarbakır'da başladı.

Ali Emiri Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen konferansa sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin temsilcilerinin yanı sıra yazarlar, şairler, akademisyenler ve çok sayıda kişi katıldı. İki gün sürecek konferansta, barış süreçlerinde edebiyatın, dilin ve aydınların üstlenebileceği roller ele alınıyor.

Konferansın açılışında söz alan konuşmacılar, barışın yalnızca siyasi uzlaşmayla sınırlı kalamayacağını, halkların anadillerinde özgürce konuşabilmesi, edebiyat üretebilmesi ve kültürel haklarını kullanabilmesinin de sürecin önemli parçaları olduğunu vurguladı.

ÖMER FİDAN: EDEBİYATÇILAR OLARAK SÜREÇTE VARIZ

Konferansın açılış konuşmasını yapan Kürt PEN Merkezi Başkanı ve yazar Ömer Fidan, barışın inşasında edebiyatçıların sorumluluğuna dikkat çekti.

Konferansın onurlu barışın kurulmasına katkı sunmasını hedeflediklerini belirten Fidan, edebiyatçıların süreçte yer almaya devam edeceğini söyledi. Edebiyatçıların barışın sağlanması için mücadelelerini sürdüreceğini ifade eden Fidan, organizasyona katkı sunanlara teşekkür etti.

Fidan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu konferansın onurlu barışın inşasında etkili olmasını amaçlıyoruz. Edebiyatçılar olarak süreçte var olduğumuzu ve var olacağımızı belirtmek istiyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konferansta katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.”

MİZGİN RONAK: ZİNDANLARDA ÇOK SAYIDA APÊ CEMŞÎT VAR

Yazar Mizgin Ronak, konuşmasında cezaevlerinde bulunan edebiyatçıların eserlerinin halka ulaşmasının önemine değindi. Kürt edebiyatının güçlü bir birikime sahip olduğunu belirten Ronak, bu birikimin geliştirilmesi ve uluslararası alanda tanıtılması için ortak üretimin önemini vurguladı.

Dünya edebiyatından örnekler veren Ronak, Bextiyar Elî'nin bir kitabını cezaevinde okuduğu dönemde, Irak rejiminin işkencesine maruz kalan Apê Cemşît'in mücadelesini konu alan eserden etkilendiğini anlattı. Ronak, kitapta anlatılanlarla kendi cezaevi deneyimleri arasında kurduğu bağı şu sözlerle aktardı:

“Zindanlarda büyük edebiyatçılar var. Edebiyatlarının halka ulaşması önemli. Dünya edebiyatının önde gelen isimlerinin Bextiyar Elî’nin kitabının zindanda okumuştum. Irak rejiminin işkencesine maruz kalan Apê Cemşit’in mücadelesine değiniyordu. O zaman biz dedik ki, ‘30 yıldır cezaevindeyiz, niye Apê Cemşît olamıyoruz.’ Zindanlarda çokça Apê Cemşîtler var.”

Kürt edebiyatının hak ettiği yere ulaşması için mücadelenin büyütülmesi gerektiğini söyleyen Ronak, farklı ülkelerdeki edebiyat çevreleriyle kurduğu temaslardan edindiği deneyimleri de paylaştı.

Edebiyatın halkların direniş deneyimlerini görünür kıldığını ve bu mücadeleye öncülük edebildiğini belirten Ronak, baskı koşullarında dahi edebiyat üretiminin sürdürülmesi ve eserlerin halka ulaştırılması gerektiğini ifade etti. Ortak bir edebiyat üretimi çağrısı yapan Ronak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Kürt edebiyatının hak ettiği yere gelmesi için mücadeleyi büyütmeliyiz. Muazzam bir edebiyat altyapısı var. Dünyanın birçok yerinde gidip oranın edebiyatı ile tanıştım. Edebiyatın halkın direniş boyutunu ortaya çıkardığını ve öncülük ettiğini gördük. Baskı altında olan edebiyatın üretimin sürdürmesi ve halka ulaşması gerekiyor. Birlik içinde bir üretimi ortaya koyalım.”

“ANADİLİYLE EDEBİYATA KAVUŞMAK ELZEM”

Yazar İlhan Sami Çomak da konuşmasında, egemenlerin edebiyat üzerindeki etkisinin kırılması ve halkların kendi anadillerinde edebiyat üretebilmesinin önünün açılması gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin başarıya ulaşması için cezaevlerinde bulunan tutukluların tahliye edilmesinin önemine dikkat çeken Çomak, 32-35 yıldır cezaevinde bulunan kişilerin olduğunu belirtti. Çomak, uzun süredir cezaevinde bulunanlar arasında hasta tutukluların ve yazarların da yer aldığını ifade etti.

Anadilinde edebiyat üretmenin halklar açısından temel bir hak olduğunu vurgulayan Çomak, cezaevlerindeki tutukluların tahliye edilmemesi halinde barış sürecinin başarıya ulaşamayacağını savundu.

Çomak, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Egemenlerin edebiyat üzerindeki etkisini kırmak gerekiyor. Halkın anadili ile edebiyatına kavuşması elzemdir. Eğer süreç başarıya ulaştırılması gerekiyorsa tutukluların tahliye edilmesi gerekiyor. 32-35 yıldır cezaevinde olanlar var. Bunlar arasında hasta tutuklu ve yazarlar da var. Bunlar tahliye edilmeden sürecin başarıya ulaşması mümkün değil.”

“HALKLARIN DİLİNİ ÖZGÜRLEŞTİRMEYEN BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise konferansın barışın inşası açısından önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Halkların dil özgürlüğünü esas almayan bir barışın kurulamayacağını belirten Bucak, devletin halkların dilleriyle barışmasını sağlaması gerektiğini ifade etti.

Halkların anadillerinde özgürce konuşabilmesinin, şarkı söyleyebilmesinin ve edebiyat üretebilmesinin önemine değinen Bucak, dil ve kültür alanında öncülük eden kişilere teşekkür etti.

Bucak, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada barışın inşası için önemli bir konferans düzenleniyor. Halkların dilinin özgürlüğünü esas almayan bir barışın gerçekleşmesi imkansız. Devlet halkların dili ile barışını oluşturması gerekiyor. Halkımız anadili ile özgürce konuşmalı, şarkısını söylemeli ve edebiyatını ortaya koymalı. Bu halkın diline, kültürüne öncülük eden öncülerimize minnettarız.”

KONFERANS PANELLERLE DEVAM EDİYOR

İki gün sürecek Edebiyat ve Barış Konferansı, açılış konuşmalarının ardından “Barış süreçlerinde edebiyat, dil ve evrensel haklar” başlıklı panelle devam ediyor.

Konferansın devamında edebiyatın barış süreçlerindeki rolü, anadilinde üretim, halkların kültürel hakları ve aydınların sorumlulukları ele alınacak. Yazarlar, akademisyenler ve farklı alanlardan katılımcıların değerlendirmeleriyle sürecek etkinlikte, edebiyatın toplumsal uzlaşma ve barışın inşasına sağlayabileceği katkılar tartışılacak.

İlgili Haberler

Anasayfa