Galatasaray Meydanı’nda, 1993’te Ankara’da gözaltına alındıktan üç gün sonra öldürülmüş halde bulunan nüfus müdürü Abdülmecit Baskın için adalet talebini yineledi. Ailenin yıllar süren mücadelesine ve tanık anlatımlarına rağmen sanıkların beraat ettiğini hatırlatan kayıp yakınları, cezasızlığın sona ermesini istedi.
HABER MERKEZİ- Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen ve öldürülen yakınlarının akıbetini sormak için İstanbul’daki Galatasaray Meydanı’nda 1124’üncü kez bir araya geldi. Eylemin bu haftaki gündeminde, 30 Eylül 1993’te gözaltına alındıktan üç gün sonra cansız bedeni bulunan Abdülmecit Baskın’ın dosyası vardı.
Kayıp yakınları ve hak savunucularının katıldığı eylemde, kaybedilenlerin ve öldürülenlerin fotoğrafları taşındı, meydana karanfiller getirildi. Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan okudu.
Açıklama öncesinde, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılında, Barış Annesi Meryem Bulut şahsında katliamda yaşamını yitiren barış savunucuları da anıldı.
EVİNDEN ALINDIKTAN 3 GÜN SONRA ÖLÜ BULUNDU
Abdülmecit Baskın için adalet istiyoruz.#CumartesiAnneleri1024Hafta https://t.co/MrMIdGAJRh
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) October 10, 2026
41 yaşında, üç çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü olarak görev yapıyordu. Baskın, 30 Eylül 1993’te işyerinden ayrıldıktan sonra özel harekât polisleri tarafından gözaltına alındı. Ancak gözaltı işlemi inkar edildi.
Baskın’ın cansız bedeni 3 Ekim 1993’te Gölbaşı’nda bulundu. Ateşli silahla öldürüldüğü ve ellerinin arkadan bağlandığı belirtildi. Ailesi, cinayetin aydınlatılması için yıllarca mücadele etti. Ancak soruşturma sürecinde sonuç alınamadı.
Dosyada, eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın itiraflarıyla yeni bir süreç başladı.
Çarkın, savcılığa verdiği ifadede Baskın’ın İbrahim Şahin’in emriyle gözaltına alındığını, özel harekât polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü anlattı. Arcan, Çarkın’ın ifadelerinin olay yeri inceleme tutanağıyla örtüştüğünü ve bu bilgilerin soruşturma dosyasına girdiğini söyledi.
ANKARA JİTEM DAVASINDAN BERAAT
Soruşturmanın ardından 2014’te Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında dava açıldı. Kamuoyunda “Ankara JİTEM Davası” olarak bilinen davada sanıklar, silahlı örgüt faaliyeti kapsamında 18 kişinin öldürülmesiyle suçlandı.
Yargılama sırasında Ayhan Çarkın’ın anlatımları ve dönemin kamu görevlilerinin beyanları mahkeme kayıtlarına girdi. Buna karşın sanıkların tamamı 2019’da beraat etti. Ailenin itirazının ardından karar bozuldu; yeniden görülen davada sanıklar 2023’te bir kez daha beraat etti.
Arcan, yaklaşık on yıl süren yargılama boyunca 41 hakim ve sekiz savcının değiştiğini belirterek davanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasına tepki gösterdi.
“Abdülmecit Baskın’ın gözaltında kaybedilmesi ve öldürülmesine ilişkin her şeyi bilmek istiyoruz” diyen Arcan, hakikatin ortaya çıkarılmasını, adaletin sağlanmasını ve cezasızlığın sona ermesini istedi.
“SORUMLULAR YARGILANANCAYA DEK…”
Abdülmecit Baskın’ın kızı Melek Baskın, ailesinin 33 yıldır adalet aradığını belirterek, “Hakikatler ortaya çıkana kadar, ne kadar yıl geçerse geçsin sorumlular yargılanmadan tüm adımlar eksik kalacak” dedi.
Baskın’ın oğlu Eren Baskın’ın mesajını ise İHD üyesi Nazım Dikbaş okudu. Babasının öldürülmesinin üzerinden geçen 33 yılın aile için kapanmamış bir yara olduğunu belirten Eren Baskın, yargılamada sanıkların beraat ettirilmesini ve davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesini eleştirdi.
Mesajda, “Bizim için 33 yıl, yalnızca geçen zamanın adı değil. Cevapsız bırakılan soruların, yarım kalan hayatların, evladını bekleyen annelerin ve babasının sesini bir daha duyamayan çocukların hikayesidir” ifadeleri yer aldı.
Eren Baskın, dedesi Faris Baskın, babaannesi Meryem Baskın ve annesi Raife Baskın’ın bıraktığı yerden adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirterek, kayıp yakınlarıyla omuz omuza olmaya devam edeceklerini söyledi.
Eylem, karanfillerin Galatasaray Meydanı’na bırakılmasıyla sona erdi.







