Ünal Erkan öldü: Geriye 'OHAL mirası' kaldı
Faili meçhuller, köy yakmalar onun zamanında zirve yaptı
1991-1996 yılları arasında OHAL Valisi olan Ünal Erkan yaşamını yitirdi. Erkan zamanında köy yakmaları, faili meçhul cinayetler, gözaltında zorla kaybetmeler, Hizbullah saldırıları zirve yaptı. Erkan, daha sonra devlet bakanı oldu ve ölünceye kadar dokunulmaz kalabildi.

HABER MERKEZİ - Kürt meselesi nedeniyle şiddetin tavan yaptığı 1990’lı yılların bilinen isimlerinden biri olan Ünal Erkan yaşamını yitirdi.
1991-1992 yıllarında Emniyet Genel Müdürlüğü görevini yapan, ardından 1992-1996 yılları arasında Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne (OHAL) atanan Ünal Erkan, bir yıl sonra, 1996’da Mesut Yılmaz’ın başbakanlığında kurulan kısa ömürlü ANAP-DYP koalisyon hükümetinde devlet bakanlığı görevine de getirildi. Erkan, daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) katıldı ve Merkez Yürütme Kurulu üyesiyken 2007’de istifa etti.
Bir süredir Ankara’da tedavi gördüğü kaydedilen Ünal Erkan’ın bugün yaşamını yitirdiği duyuruldu. 1942’de Erzurum’da dünyaya gelen Erkan’ın naaşının yarın Ankara’da düzenlenecek törenin ardından toprağa verileceği açıklandı.
CUMARTESİ İNSANI OCAK: ALLAH RAHMET ETMESİN
Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan, 21 Mart 1995 tarihinde gözaltına alınıp kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erkan’ın ardından şu mesajı paylaştı:
“O kadar ünlü ki, zorla kaybetmeler ile ilgili AİHM kararlarında, Meclis raporlarında, bilumum hak ihlalleri ile ilgili suç duyurularında adı sanı yer alıyor. Ne diyelim Allah rahmet etmesin.”
OHAL’İN “SÜPER VALİLERİ”NDEN BİRİYDİ
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, 1987-2002 arasında 13 Kürt ilinde uygulandı. Bu sürede atanan valiler arasında özellikle ikisi uzun süre kamuoyunun gündeminde yer aldı. Tanınan yetkiler dolayısıyla “Süper Valiler” olarak anılan bu isimlerden biri Hayri Kozakçıoğlu, diğeri de Ünal Erkan’dı. Kozakçıoğlu 1987-1991 arasında, Ünal Erkan da 1992-1996 yılları arasında OHAL Valisi olarak görev yaptı.
OHAL Valiliği görevinde en uzun süreyle bulunan bu iki isim zamanında çatışmalar zirve yaptı, sivil can kayıpları arttı. Aynı şekilde faili meçhul cinayet ve zorla kaybettirme vakaları ile köy boşaltma ve zorunlu göç en yüksek rakamlara ulaştı. Hak ihlalleri ve hukuksuzluk da sıradanlaştı, terörle mücadele adı altında keyfilik ve çıkar ilişkileri adeta kurumsallaştı. Bu iki isim daha sonra Tansu Çiller ve Mehmet Ağar’ın DYP’sinde milletvekilli seçildi.
FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER VE KAYIPLAR ONUN DÖNEMİNDE ARTTI
Ünal Erkan’ın OHAL Valiliği sırasında özellikle faili meçhul cinayetler ile gözaltında zorla kaybettirme vakaları zirve yaptı. Hafıza Merkezi’nin bugüne kadar doğrulayabildiği zorla kaybetme vakalarının büyük çoğunluğu Erkan’ın görev süresi içinde gerçekleşti. Buna göre, 1992 ile 1996 arasında 1045 gözaltında zorla kaybetme vakası gerçekleşti; zirve yılları ise, sırasıyla 518 vaka ile 1994 ve 232 vaka ile 1995 yıllarıydı. Bu rakamlara faili meçhul cinayetler de eklendiğinde sayının binleri bulabildiğine dikkat çekiliyor.
Ünal Erkan zamanında gerçekleştirilen ve faili meçhul bırakılan iki önemli cinayet özellikle yıllar boyunca konuşuldu. Erkan’ın görev yaptığı yıllarda gazeteci ve yazar Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da öldürüldü. DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar ise 4 Eylül 1993’te Batman’da uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Her iki cinayet de yıllar boyunca aydınlatılması talep edilen siyasi cinayetler arasında yer aldı.
Sincar cinayeti sonrasında Erkan, 14 kişinin gözaltına alındığını ve bunlardan birinin katil olduğunu açıklamıştı. Ancak dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, cinayetin failinin yakalanmadığını belirterek bu açıklamayla çelişmişti. Cinayet, aradan geçen yıllara rağmen kamuoyunda faili meçhul cinayetler tartışmasının önemli başlıklarından biri olmayı sürdürdü.
HİZBULLAH’IN SALDIRILARI ERKAN ZAMANINDA ARTTI
Faili meçhul cinayetler ile gözaltında zorla kaybetme vakalarında fail olarak JİTEM, Hizbullah ve devletin kolluk güçleri gösteriliyor. 1995’te açıklanan Meclis Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporu’nda Hizbullah’ın özellikle Batman ve Diyarbakır’da devlet yetkilileri tarafından korunduğu belirtilirken, Hizbullah ile bağlantılı faili meçhul cinayetler de 1991-1995 yılları arasında tırmandı.
Akademisyen Mehmet Kurt'un çeşitli kaynaklardan yararlanarak hazırladığı Hizbullah’ın işlediği cinayetler bilançosuna göre, MİT’e dayandırılan bir bilançodan hareketle, büyük çoğunluğu 1991-1995 yılları arasında olmak üzere, Hizbullah toplam 696 öldürme olayından sorumlu tutuldu. (Mehmet Kurt (2015), Din, Şiddet ve Aidiyet – Türkiye’de Hizbullah. İstanbul: İletişim Yayınları)
Faik Bulut ve Mehmet Faraç’ın araştırmasına göre ise, Hizbullah 3 bin 500 faili meçhul cinayete imza attı. Bütün bu cinayetlerin büyük çoğunluğu 1991-1995 yılları arasında işlendi. (Faik Bulut, Mehmet Faraç (1999). Kod Adı: Hizbullah – Türkiye Hizbullahı’nın Anatomisi. İstanbul: Ozan Yayıncılık)
Hizbullah’ın gerçekleştirdiği saldırılar konusunda en dikkat çekici bilançolardan birini de Meclis İnsan Hakları Komisyonu paylaştı. Komisyon 2013’te açıklanan raporunda, sadece Diyarbakır’da Hizbullah tarafından “1991-2001 arasında gerçekleştirilen 322 terör eyleminde 353 kişinin hayatını kaybettiğine” dikkat çekti.
Erkan zamanında yaşananların sorumlularından biri de JİTEM’di. Devlet hala resmi olarak JİTEM’in varlığını kabul etmiyor. Ünal Erkan da, JİTEM’in varlığını kabule yanaşmamıştı, ancak JİTEM’in önemli isimlerinden Yeşil kod Mahmut Yıldırım ile yakın ilişkileriyle gündeme geldi. Bazı mafya örgütleriyle yakın bağlantıları da konuşulan Erkan, valiliği sırasında yaşanan faili meçhul cinayetlere ilişkin verdiği “Ben mi soruşturacağım. On üç tane vilayet var” yanıtıyla da hafızalarda yer edindi.
KÖYLER BOŞALTILDI VE YAKILDI: 2 MİLYON İNSAN YERİNDEN EDİLDİ
Ünal Erkan’ın Valiliği döneminde köy yakma olayları da zirve yaptı.
1998 tarihli "Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Boşaltılan Yerleşim Birimleri Nedeniyle Göç Eden Yurttaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu"nda, OHAL Valiliği’nin resmi rakamlarına dayanılarak, 1997 itibariyle 905’i köy, 2 bin 523’ü mezra olmak üzere 3 bin 428 yerleşim yerinin boşaltıldığı bilgisi yer aldı. Göç edenlerin sayısı ise, 57 bin 314 haneden 378 bin 335 olarak kaydedildi.
İçişleri Bakanlığı ise, 16 Ağustos 2012 tarihi itibariyle yeni bir bilanço açıkladı. Bilançoda 1990’lı yıllarda 14 ilde 62 bin haneden 386 bin 360 kişinin köylerinden göç etmek zorunda kaldığı bilgisi yer aldı.
İnsan hakları kuruluşları bu rakamları yetersiz buluyor.
Mazlum-Der’in 1995 tarihli Doğu ve Güneydoğu’da İç Göç – Neden ve Sonuçları başlıklı erken tarihli raporunda “Güvenlik güçlerinin köy boşaltmaları” başlığı altında şu bilgilere yer verildi: “Özellikle 1993/94 yıllarında 2500 civarında köyün boşaltıldığı veya yakıldığı tahmin edilmektedir. Bu rakamın 1995 yılının son aylarında 3000’lere yükseldiği sanılmaktadır.” Bu tarihlerde OHAL Valisi Ünal Erkan’dı.
İnsan hakları kuruluşlarının daha sonraki dönemlerde açıkladığı veriler ise, net bilançolara dayanmamakla birlikte, genelde 4-5 bin civarında yerleşim yerinin boşaltıldığı ve 2-4 milyon aralığında insanın zorla göçertildiği yönünde. İHD’nin verilerine göre, 3 bin 688 yerleşim yeri boşaltıldı, yaklaşık 2,3 milyon insan yerinden edildi.

























