ÖHD Eş Genel başkanı Serhat Çakmak:
Kocasakal'ın zaferi ülke açısından kayıp
Ümit Kocasakal’ın kazandığı İstanbul Barosu seçimlerinin ardından Kürtçe ve Kürtlerin eşit yurttaşlığı üzerinden yürüyen tartışma büyüyor. ÖHD Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, milliyetçi söylemin öne çıktığı seçim kampanyası sonrasında Kocasakal’ın seçim ‘zaferi’ni ülke açısından kayıp olarak değerlendirdi.

HABER MERKEZİ- İstanbul Barosu seçimleri, avukatların mesleki sorunlarının yanı sıra Kürtlerin eşit yurttaşlığı ve Türkiye’deki siyasi çözüm tartışmaları etrafında da yeni bir gerilime sahne oldu. 24 Ekim’de yapılan seçimde Ümit Kocasakal’ın en çok oyu almasının ardından, baronun önceki yönetimi döneminde Kürtçe bildiri yayımlanması ve baronun adının Kürtçe yazılması üzerinden yürütülen tartışmalar yeniden gündeme geldi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, seçim sonuçlarını Türkiye’de çözüm sürecine yönelik itirazlarla uluslararası ölçekte yükselen milliyetçi siyasetin kesiştiği bir zeminde değerlendirdi.
Mezopotamya Ajansı’na konuşan Çakmak, sürece karşı çıkan çevrelerin Kürtlerin mevcut sistem içinde eşit bir özne olarak yer almasını kabul etmeyen bir yaklaşım sergilediğini söyledi. Bu tutumun yalnızca seçimi kazanan ittifakla sınırlı olmadığını belirten Çakmak, diğer gruplarda da benzer reflekslerin görüldüğünü savundu.
‘BAROYA STENBOLÊ’ TEPKİSİ
Kocasakal’ın seçim kampanyasında, önceki Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu döneminde baronun adının “Baroya Stenbolê” şeklinde yazılması ve baro internet sitesinde Kürtçe bildiri yayımlanması üzerinden yaptığı açıklamalar tepki çekmişti. Bu ifadeler, baroların çok dilli ve çoğulcu bir hukuk anlayışına yaklaşımı konusundaki tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Çakmak, seçimde Türk kimliğinin bir üst kimlik olarak öne çıkarıldığını belirterek Kürtlerin temel talebinin eşit yurttaşlık olduğunu söyledi. Kürtlerin ülkenin kurucu unsurlarından biri olduğunun sözlü olarak kabul edilmesine karşın, hakların tanınması söz konusu olduğunda aynı yaklaşımın gösterilmediğini savundu.
“Kürtlerin bu ülkede eşit vatandaşlık derdi var. Ama karşıtları ise doğrudan bunu dile getiremiyorlar. Bilinçaltlarındaki o eşit olmak istememe halini bu tür mecralarda bu tür propaganda araçlarıyla dile getiriyorlar. Bunu Türklük üst kimliğinin sirayeti olarak tanımlayabiliriz. Sorarsanız Kürtlere bakış açınız nedir diye ‘Kürtler bizim açımızdan bu ülkenin ana kurucu unsurlarından biridir’ derler ama iş hakkın hak sahibine teslimine gelince de yok. ‘Vatan millet Sakarya’ propagandalarıyla sanki bir genel seçime gidiyormuş gibi bir seçim konuşması yapıyorlar. Sanki Kürtlerin var olması bu ülke açısından bir kayıpmış gibi değerlendirip bu tür açıklamalar yapıyorlar.”
Kürtlerin varlığının ve kazanımlarının ülke açısından bir kayıp gibi sunulmasına itiraz eden Çakmak, bu yaklaşımın demokratikleşme önündeki engellerden biri olduğunu ifade etti.
KİŞİSEL VERİLER ÜZERİNDEN PROPAGANDA YAPILDI
Çakmak, seçim sürecindeki kampanyanın adil koşullarda yürütülmediğini de değinerek, özellikle sosyal medyada baro yöneticilerine ait özel verilerin yanı sıra takip ettikleri davalar ve siyasi düşüncelerine ilişkin bilgilerin propaganda amaçlı dolaşıma sokulduğunu söyledi.
Kocasakal’ın seçim zaferini ülke açısından bir kayıp olarak değerlendiren Çakmak, uzun yıllar baro yönetiminde etkili olan anlayışın avukatların mesleki sorunlarına yeterince eğilmediğini savundu. Türkiye’nin tek tipçi kimlik ve anayasa anlayışından uzaklaşması gerektiğini belirten Çakmak, çoğulculuğun kabul edilmesini demokratikleşmenin koşullarından biri olarak gösterdi.
ÖHD’nin baro dışındaki örgütlü mücadelesinin süreceğini belirten Çakmak, insan hakları, demokrasi ve Kürt sorununun çözümü konularında çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Baro yönetiminde muhalefet konumunda olacaklarını ifade eden Çakmak, yeni yönetimi insan hakları ve demokratikleşme konusunda adım atmaya zorlayacaklarını dile getirdi.

























