Siirtli Emine Teğin konuştu
DEM Parti etkinliğindeki konuşmasıyla gündem olmuştu
DEM Parti etkinliğinde sarf ettiği sözlerle gündeme gelen Siirtli Emine Teğin, konuştu. Dört çocuk annesi Teğin, Türkiye’de yaşanan ekonomik zorlukları kendi hikayesiyle anlatıyor.

HABER MERKEZİ - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın 24 Ekim’de Siirt’in Kurtalan ilçesindeki etkinliğinde yaptığı konuşmayla kamuoyunda büyük ilgi gören Emine Teğin, Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.
Bakırhan’ın katıldığı etkinlikte konuşan Teğin, “Bu ülkenin çocukları aç, aç! Herkes duysun. Bazıları bu ülkenin kaymağını yerken bu ülkenin halkı aç” demişti.
Mersin’de dünyaya gelen ve ardından Siirt’in Eruh ilçesine yerleşen Emine Teğin, Çocuk Gelişimi bölümü mezunu ve dört çocuğa sahip. Teğin, Siirt’te geçimini dedesinden kalan toprakları işleyerek sağladıklarını belirtiyor.
İNEKLERİ DE SATMAK ZORUNDA KALDI
Yayla yasakları, artan yem fiyatları ve su sorunları nedeniyle küçükbaş hayvancılığı bırakmak zorunda kaldıklarını dile getiren Teğin, daha sonra yaşadıklarını şöyle antalıyor:
“Eşim kansere yakalandığından uzun süre bir tedavi süreci geçirdi. Sürekli işlerde çalışamama durumu oldu. Bundan dolayı ‘Bir iki büyükbaş hayvan bakalım’ dedik. En azından kendi sütümüzü, yoğurdumuzu ve sebzelerimizi üretiriz dedik. Ama maalesef ki biz de ekonomiye yenildik. En son dört inekten bir tane kaldı. Onun da yem fiyatları çok külfetliydi. İneğe bakamayınca kesime gönderdim.”
‘ALIM GÜCÜ ÇOK AZ, ÇOCUKLARDAN REKLAMLARI BİLE YASAKLIYORUZ’
Gençlerin geleceklerini kurabilecekleri bir gelir elde edemedikleri için tarım, bağ bahçe veya hayvancılık işleriyle uğraşmadıklarını belirten Teğin, ülkede birçok sorun bulunduğunu vurguluyor ve şunları dile getiriyor:
“Ekmeğimizden suyumuza, çocuklarımıza kadar nesillerimiz çok büyük tehlikede. Ne yediğimizi ne de içtiğimizi bilmiyoruz, alım gücü de çok az. Çocukluğumuzdaki alım gücü ile şimdiki çocukların alım gücü çok farklı. Artık çocuklarla alışverişe dahi gidemiyoruz. Çeşitlilik çok fazla ama alım gücü yok. Birçok ürünün reklamı yapılıyor, bu reklamları bile çocuklardan saklamaya çalışıyoruz. Bu da çocuğu olan aileler için çok zor. Okullar açıldı, öğretmenlerin verdiği kırtasiye listesi 5 bin lira. Çocuklar için verilen 2 ayda bir şartlı eğitim yardımı var. Oğlum 8 gün sigortalı çalıştı diye kız çocuğunkini kestiler. Oğlan çocuğu için bin lira aldım. Ben bu bin lira ile 10 bin liralık kırtasiye malzemesini nasıl alacağım? Buna ayakkabı, çanta, mont da dahil değil.”
KADINLARIN ÖZEL İHTİYAÇLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Kadınların kendi özel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadıklarına da dikkat çeken Emine Teğin, “Bu da büyük bir sorun. Bu çok fazla dillendirilen bir şey değil ama kadın ortamlarında çok çok dile geliyor. Bolluk, bereket, cennet dolu bir ülkede yaşıyoruz ama alım gücümüz çok kısıtlı” ifadelerini kullandı.
‘İNSANLAR GEÇİM DERDİNDE’
“Eğer bu ülke herkesin memnun olacağı, eşit şartlarda onurlu bir yaşam süreceği bir ekonomiye kavuşursa zaten ortada bir sorun kalmayacak” diyen Emine Teğin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler bu ülkenin çocuklarıyız, gidecek başka yerimiz de yok. Başka yere gitmek de istemiyoruz. Çocuklarımızın geleceği ve sağlıklı nesiller yetiştirmek için çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Sağlıktan eğitime kadar bütün eksikliklerimizi gözden geçirmeliyiz. Çocuk Gelişimi Bölümünü okuduktan sonra çocuklara olan hassasiyetim daha da gelişti. Çocuklar benim kırmızı çizgimdir.
Almanya bizi gerçekten kıskanıyor. Ama Almanya bizim genç nüfusumuzu, kadın nüfusumuzu, ucuz iş gücümüzü, tasımızı, toprağımızı, havamızı kıskanıyor. Almanya bizim ekonomimizi kıskanmıyor ki; bir Alman’ın bir ayda yediği eti biz iki yılda yiyemiyoruz.
Şu an insanlar geçim derdinde. Dün Siirt’te, daha önceki günler Sivas’ta, Van’da seyyar satıcıların araçları alınıyor. Van’da çocuğunun gözü önünde babasına çok kötü bir muamele yapılıyor. Bu çocuk için bir travmadır. Bu ülkenin kaynakları hiç düşünülmeden kullanılırken bir seyyar satıcı üç beş limon satmış, Sivas’ta bir amca bir iki mısır satmış. Bu insanlara neden yükleniyoruz? Onlar ekmeklerinin peşinde. Bu adaletsizlik değil de nedir?
Önce gençlerimizi kurtarmaya bakalım. Onlar bizim geleceğimiz, bu toprağın sahipleri onlar. Gelecek nesilleri onlar yetiştirecekler. Sadece iyi bir yönetimle bu sorunlar çözülebilir.” (Kaynak: MA)



























