Yıldız Önen
Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın yarattığı kırılgan dengeler, Yemen’de Husilerin ilerleyişiyle yeni bir aşamaya taşındı. İran destekli Husi güçlerinin Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz kıyılarındaki etkisini genişletmesi, Muha çevresinde ilerlemesi ve Suudi Arabistan’ın petrol tesisleri ile askeri noktalarını hedef alması, Yemen’deki çatışmanın bölgesel etkisini büyüttü.
Yemen’deki çatışma, yalnızca yerel savaşın seyri açısından değil, Suudi Arabistan’ın güvenlik tercihleri, ABD’nin bölgedeki askeri rolü, Türkiye ve Pakistan’ın konumu, İsrail’in Riyad’la ilişkileri ve küresel enerji taşımacılığı açısından da önem kazandı.
Çatışmaların askeri boyutunun yanında Yemen’deki insani durum da ağırlaşıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre son haftalarda 112 binden fazla kişi yerinden edildi. Yaklaşık 3 bin sivil Babülmendep üzerinden teknelerle Cibuti’ye kaçtı.
BM, Yemen’de 22 milyon kişinin acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtirken, insani yardım stoklarının da tükenme noktasına geldiği uyarısında bulunuyor. Husilerin kontrolüne geçen Muha kentinden binlerce sivil ayrılırken, kentte kalanlar çatışmalar nedeniyle evlerinden çıkamıyor.






