Bir kez daha Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini ileri süren Trump, “gizemli bir kişi” dediği Pillay’a ödül verilmesini sert sözlerle eleştirdi. Pillay’ın yargıçlık yaptığı UCM’ye yönelik ABD’nin yaptırım kararının da Trump’ın öfkesiyle ilgili olduğu kaydediliyor.
HABER MERKEZİ – Nobel Barış Ödülü bu yıl da ABD Başkanı Donald Trump nedeniyle tartışmalara konu oldu.
Geçen yıl birçok kez Nobel Barış Ödülü’nü istediğini, hakkettiğini ve kendisine verilmesi gerektiğini savunan Trump, sonuç itibarıyla ödüle layık görülmedi. Ancak geçen yılın Nobel Barış Ödülü’nün sahibi Trump’ın hayranı ve Nicolas Maduro muhalifi Venezuelalı Maria Corina Machado oldu. ABD 3 Ocak’ta Maduro’yu alıkoyarak New York’a götürdü ve hapse attı; bundan sadece yaklaşık iki hafta sonra,16 Ocak’ta Machado da Washington’da Trump ile görüştü ve madalyasını ona hediye etti.
Trump istiyor, Kissinger aldı, Gandhi’ye verilmedi… Nobel’in ‘Barış’ı yeni tartışılmıyor
Ancak bu yılki Nobel Barış Ödülü’nün sahibi Trump’ın hayranı değil, aksine muhaliflerinden biri sayılır.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) eski yargıçlarından Güney Afrikalı hukukçu Navanethem “Navi” Pillay 2026 Nobel Barış Ödülü’nü kazananan isim olarak dün duyuruldu.
Pillay, Güney Afrika’daki Apartheid rejimine karşı çıkan siyasi mahkumları savundu, ülkesinde kadın hakları örgütlenmelerine öncülük etti, BM Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde baş yargıç olarak görev yaptı ve soykırım suçu konusunda emsal karara imza attı, daha sonra UCM’nin yargıçlarından biri olarak atandı, BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonunun Kasım 2025’e kadar başkanlığını da yürüttü, İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlayan isimlerden biri oldu ve hala Myanmar’ın Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı davasında hakim olarak görev yapıyor.
Pillay’ın Nobel Barış Ödülü’nü aldığının açıklanmasından saatler sonra ABD UCM’ye yaptırım kararı açıkladı. Daha önce de 13 UCM yargıç ve savcısına yönelik yaptırımlar açıklanmıştı, ancak bu kez kurumsal düzeyde yaptırım kararı açıklandı ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, değişmemesi halinde UCM’yi yok etmekle bile tehdit etti.
ABD’nin yaptırım kararının Trump’ın Nobel Barış Ödülü ile doğrudan ilişkisi olduğu belirtiliyor. Geçen yıldan beri ödüle karar veren Nobel Komitesi’ne yönelik öfkesini gizlemeyen Trump’ın bu yıl da, üstelik ABD’nin bir süreden beri hedefe koyduğu UCM’nin bir yargıcına verilmesine çok öfkelendiği kaydediliyor. Nitekim Trump, 3 Kasım’daki ara seçimler için New York’ta katıldığı bir mitingte öfkesini sert sözlerle dile getirdi.
Trump, Pillay’ı “gizemli bir kişi” olarak nitelendirdi ve ekledi: “Bu kişiyi hiç duymadım. Kimse duymadı.”
Trump, başkanlığının her yılında ödülü kazanamamaktan duyduğu hayal kırıklığını ise şöyle dile getirdi: “Bu, Norveç ülkesi ve böylesine utanç verici ve rezil bir karar alan insanlar için silinmez bir lekedir.”
İran ile yedi aydır savaş halinde olan ABD’nin Başkanı Trump, Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini ileri sürerken, bir kez daha bir dizi çatışmayı engellediğini ileri sürdü ve daha da ileri giderek, Kuzey ve Güney Kore, Japonya ve Kuzey Kore, Çin ve Tayvan arasında savaşların çıkmasını önlemeye yardımcı olduğunu iddia etti.
Trump, “Nobel Barış Ödülü, demokrasi karşıtı ve aslında medeniyetin düşmanları olan bir avuç radikal ideolog tarafından sonsuza dek itibarsızlaştırılmıştır. Ve biz bunu unutmayacağız, Norveç” dedi.






