Çiğdem Toker
Fon krizinde bir yandan adli prosedür işletilirken, bürokrasi sorumluluğundaki kural ve tedbir ayağında da alacaklı yatırımcılar için gecikmeli düzenlemeler ilan ediliyor. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) incelemeye başladığı duyurusunun ardından yapılacak tespitler kamuoyuyla paylaşılacak mı, merak konusu.
Bu dönem, 2001 yılındaki bankacılık krizini bilenlerin hatırlayabileceği ve o dönemi akla getiren bazı gelişmelere tanık oluyoruz. Krizin akut döneminde, ekonomi yönetimi ve ilgili kuruluşlar açıklamaları gece saatlerinde yaparlardı.
Dün de SPK üçüncü kez, yine bir gece açıklaması yaptı. Açıklamada fon vurgununda özellikle unvanında para piyasası ibaresi bulunan fonlardan alacaklı küçük yatırımcının beklediği bir kararı duyurdu. Karara göre Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan ve tasfiye sürecindeki fonların yatırımcılarına, nihai tasfiye beklenmeden ara ödeme yapılacak.
Hatırlarsanız iki hafta önceki ilk açıklama “mutabakatı tamamlama” ifadesi geçiyordu. SPK’nın son açıklamasında mutabakatı tamamlanan yatırımcılar için Merkezi Kayıt Kuruluşunun hesaplayacağı net yatırım tutarının esas alınacağı belirtilmiş.
– 1 milyon TL’nin altındaysa tamamı.
– 1 milyon TL’nin üzerindeyse en fazla 1 milyon TL ara ödeme.
“Fahiş kazanç” ne demek?
2001 krizi sonrası bu ismi alan Birleşik Fon Bankası ile ilgili SPK açıklaması ise tartışma yarattı. Manipülatif işlemlerle yüksek kazançlar sağlayanlar için ayrı bir norm anlamına gelen bu duyuruya göre, “fahiş kazançlar”ın iadesi için TMSF bünyesindeki Birleşik Fon Bankası nezdinde hesaplar açılacak.
Fon işlemleriyle fahiş kazanç elde ettiğini düşünen yatırımcı, gelip hesap açarak parayı yatıracak. O para da sonra toplanıp hak sahiplerine dağıtılacak.
Ama buradaki “fahiş kazanç” ile ne kastedildiği doğal olarak tartışılıyor. Ve “fahiş” kelimesinin içi teknik olarak doldurulup net bir tutar aralığı verilmediği müddetçe de bu düzenlemenin kimler için hangi amaçla yapıldığına dair tartışmanın süreceği anlaşılıyor.
Siyasi bağlantı-sınır güncellemesi
Ortaya çıkması ikinci haftayı geride bırakan fon vurgununun siyasi bağlantı sayfaları da çoğalıyor. Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın -iade ettiği duyurulan- 2,2 milyarlık fon kazancı tartışılırken, başka bir eski bakanın da fondan ciddi kayıpları olduğu gündemde.
Denizli Milletvekili Nihat Zeybekçi’nin, gazeteci İsmail Saymaz’a yaptığı açıklamalara bakan beyin ortağı olduğu şirketlerin, paralarının bir kısmı, bakan beyin çalışma arkadaşları tarafından fona bağlanmış. “Maalesef devletin ihmali var” ifadesini daha sonra düzelterek kişilerin ve kurumların ihmali olabileceğini söyleyen Zeybekçi’nin belli ki partisi ve yönetimi açısından önem taşıyan bu düzeltmesi sonucu değiştirmiyor. Çünkü nihayetinde görevi denetim olan kişi ve kurumların görevi yapmadığı konusunda eski bakan da milyonlarca vatandaş ile aynı fikirde…
Günlerden bu yana konuşulan ve soru olarak yöneltilen büyük mesele de bundan başkası değil zaten.
Göstere göstere gelen bu fon vurgunu daha önce önlenebilecekken neden önlenmedi?
AKP Genel Başkan Yardımcısı, eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın adı, önce fon soruşturmasında geçmişken, kısa süre mal varlığına konulan tedbir neden kaldırıldı?
Devir, bağış, satış, hesap kapatmayı, yüksek tutarlı nakit çekimi, havale, EFT gibi mal varlığını azaltıcı işlemleri içeren bu dondurma ve kaldırma işlemlerinde bazıları daha mı eşit?
Kriz çözülmeye çalışıldıkça, bürokratik ve iktidar içindeki siyasi dengelerin ve sınırların da adeta her adımda yeniden değiştiği günlerdeyiz.
T24






