İBB Davası kapsamında 414 kişinin yargılandığı davanın ikinci celsesi, Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasının engellenmesiyle son buldu. Mahkeme tutanaklarına “susma hakkını kullandı” diye geçirildi. Silivri’de konuşan Dilek Kaya İmamoğlu da “Tutuklu yargılamanın peşinen cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasına artık bir son verilmeli, tutuksuz yargılama esas olmalı” çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ – Eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 ismin yargılandığı İBB Davası’nda tutuksuz yargılananların savunma yaptığı ikinci celsenin 4’üncü günü görülüyor. Davada 53 tutuklu, 325 tutuksuz sanık bulunuyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki yeni yapılan salonda yapılan duruşmada tutuklu sanıklar, avukatlar, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti salondaki yerini aldı. MA‘da yer alan habere göre, “Suç örgütü liderliği” iddiasıyla başka bir davadan yargılanan ve İBB Davası’nda da sanık olan Aziz İhsan Aktaş da duruşma salonuna geldi. Aktaş’ın, duruşma salonuna korumalarıyla girdiği görüldü.
İtirafçı olan Muzaffer Beyaz’ın tutuklanması talebinin oy çokluğuyla reddedilmesine dair savcılık tarafından yapılan itiraz, değerlendirilmek üzere İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Beyaz hakkında ikinci kez istenen tutuklama talebi de reddedildi.
DAVANIN ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE YAŞANANLAR
Davanın üçüncü gününde savunma yapan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı itirafçı Erol Naim Özgüner’in ifadeleri ve evinde bulunan Ekrem İmamoğlu’na ait telefon iddiası yalanlandı. İmamoğlu’nun yıllardır kullanılmayan telefonunu evinde “saklamadığını, muhafaza ettiğini” ileri süren Özgüner’e, Ekrem İmamoğlu doğrudan söz alarak tepki gösterdi. İmamoğlu’nun, “Benim telefonumu neden evinizde sakladınız?” sorusuna Özgüner, “Saklamadım, muhafaza ettim” yanıtını verdi.
İmamoğlu cihazın 6-7 yıl önce kullanılıp özel kaleme devredildiğini vurgularken, Mahkeme Başkanı İmamoğlu’na “Sanığı baskı altına almaya çalışıyorsunuz” diyerek müdahale etti. İmamoğlu’nun “Bir örgüt gördünüz mü?” sorusuna ise Özgüner, “Örgüt var veya yok diyemem, ama ben üye değilim” demekle yetindi.
İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASI ENGELLENDİ
Davanın son duruşma günü savunma sürelerinin kısıtlanması ve usul tartışmaları ile devam etti.
Duruma tepki gösteren savunmasının kısıtlı bir süreye tabi tutulmamasını istemesi üzerine mahkeme başkanı ile aralarında tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı CMK’nin 203. maddesi uyarınca İmamoğlu’nu salondan çıkardı. Salondan çıkarılırken Adalet Bakanlığı’na tepki gösteren İmamoğlu, kendisine sorulduğunda susma hakkını kullanmak istemediği halde, mahkeme tutanaklarına “susma hakkını kullandı” şeklinde geçirildi.
İmamoğlu savunmasını yapamadan celse kapatıldı.
DİLEK İMAMOĞLU: SEVDİKLERİMİZİN YANINDA, ADALETİN PEŞİNDEYİZ
Duruşma sürerken Aile Dayanışma Ağı (ADA) da Silivri Duruşma Salonları’nın önünde bir araya geldi.
Buluşmaya, Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Ankara Milletvekili Ali Gökçek, İstanbul Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun, İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün, tutuklu yakınları ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.
“Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların artık bir simgesi haline gelen Silivri’de yine sevdiklerimizin yanında, adaletin peşindeyiz” diyen Dilek Kaya İmamoğlu, ilk celsenin Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasına izin verilmeden tamamlandığını ve ikinci celsede de hukuksuzlukların ve hak ihlallerinin devam ettiğini belirtti.
Dilek Kaya İmamoğlu, duruşmalardaki hukuksuzlukları şöyle sıraladı:
“Avukatlar müvekkilleriyle aralarındaki mesafe nedeniyle iletişim kurmakta zorlanıyor. Kamuoyunu bilgilendiren basın mensupları mahkeme heyetini ve savunma yapanları görmekte, duymakta güçlük çekiyor. Aileler sevdiklerini göremeyecek kadar uzakta oturuyor. Aylardır ayrı kaldıkları yakınlarını görebilmek için duruşmayı dürbünle takip etmek zorunda kalan aileler var.”
‘İDDİANAME, YERLE BİR OLMAYA DEVAM EDİYOR’
Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına izin verilmemesi konusunda da Dilek Kaya İmamoğlu, şunları söyledi:
“Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı ilk celsede elinden alınmıştı, ikinci celsenin başında ise bir belirsizlik içerisinde bırakıldı. Savunmasını ne zaman yapacağı, kendisine ne kadar süre verileceği belli değil. Savunmanın ne zaman ve ne kadar süreyle yapılacağının mahkeme heyetinin takdirine bırakılması, adil yargılanma hakkını açıkça zedeliyor. Bir insanın kendisine yöneltilen binlerce sayfa suçlamaya karşı kendisini ne zaman ve ne kadar süreyle savunabileceğinin bile tartışıldığı yerde adil yargılanmadan söz edebilir miyiz? Tüm bu hak ihlallerine rağmen aylar boyunca hazırlanması beklenen, binlerce sayfalık iddianame; duruşmada yerle bir olmaya devam ediyor. Tutuksuz yargılananlar arasındaki itirafçıların ifadelerindeki tutarsızlıklar birer birer ortaya dökülüyor. Etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanların nasıl oluştuğu, değişip değişmediği ve doğrudan bilgiye dayanıp dayanmadığı mahkeme huzurunda açığa çıkıyor.”
‘ADİL, EŞİT VE TARAFSIZ BİR YARGILAMA İSTİYORUZ’
İmamoğlu, “Biz adil, eşit ve tarafsız bir yargılama istiyoruz. Tutuklu yargılamanın peşinen cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasına artık bir son verilmeli, tutuksuz yargılama esas olmalıdır. Bu mesele yalnızca Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının meselesi değildir. Bu bir hak, hukuk, adalet meselesidir” diye konuştu.
DAVA HAKKINDA
9 Mart 2026’da başlayan ve 4 aylık süreçte toplam 64 gün süren ilk celsede 89 kişi savunma yaptı. Dava 407 kişiyle başlasa da Beyoğlu dosyasının birleştirilmesiyle yargılanan kişi sayısı 414’e yükseldi. Ara kararlarla aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bulunduğu 57 kişi tahliye edilirken; tutuklu sayısı 53’e düştü. 9 Ağustos’taki son tutukluluk incelemesinde ise hiçbir şahıs hakkında tahliye kararı çıkmadı.






