
Amedspor ile futbolu yeniden düşünmek- II
Bizim futbolumuz ne?

Zeyno Bayramoğlu, futbolu yalnızca sahada oynanan bir karşılaşma olarak değil; toplumsal, siyasal ve kültürel çatışmaların görünür olduğu bir alan olarak ele alan yazılar kaleme alır. Yazıları daha önce Gazete Duvar ve Yeni Yaşam Gazetesi gibi mecralarda yayımlandı. Taraf-Der’in kurucularından olan Bayramoğlu, Passolig karşıtı mücadelenin içinde aktif olarak yer aldı.
6 Ekim 09:08Bugün tribünleri dolduran, formasını alan, başka kentlerden ve ülkelerden maçlarını takip eden geniş bir topluluk varsa Amedspor’un ekonomik değer de taşıyan ismini ve görünürlüğünü bu tarihten ayırmak mümkün değil. Mali kaynakları yönetimler bulabilir, sponsorlarla görüşmeleri yürütebilir, transfer kararlarını profesyoneller verebilir.

Bizim futbolumuz ne?

Hiçbir spor kulübü tek başına toplumu değiştiremez. Lakin toplumun kendini değiştirebileceği ilişkilerin önünü açabilir. Çocukların ve gençlerin sporla kurduğu ilişkiyi genişletebilir; kadınların kulübün bütün yaşamında kurucu özne hâline gelmesine alan açabilir; taraftarı yalnızca tribünde alkışlayan değil, kulübün canlı hafızası ve eleştirel vicdanı hâline getirebilir. Kentin farklı kesimlerini ortak bir hayatın parçası yapabilir. Çözümün kendisi olmayabilir; ama çözümün en güçlü kurumlarından biri olabilir.

Dünyanın en politik Dünya Kupası maçlarından biri, futbolun bazen devletlerin kurduğu bütün cümlelerden daha güçlü konuşabileceğini göstermişti. Aradan yirmi sekiz yıl geçti. Lyon'daki keskin nişancılar tarihin içinde kaldı. Ama futbolun omuzlarına yüklenen siyaset eksilmedi; biçim değiştirdi.

çArşı’nın kurduğu cümle bir refleks değil; bir pozisyon. Devletin çizdiği sınırla arasına mesafe koymayan, o sınırı yeniden üreten bir pozisyon. Barışın ve demokratik toplum ihtimalinin yeniden konuşulduğu bir dönemde, bir iftar sofrasını bile bu kadar sert bir şekilde reddetmek tesadüf değil; bu, yan yana gelme ihtimaline duyulan rahatsızlığın ifadesi. Amedspor bu yüzden hedefte.

Dünya Kupası yaklaşırken yine aynı cümleler dolaşıma giriyor: spor birleştirir, futbol siyasetin üstündedir, büyük turnuvalar barışın sahnesidir.

FIFA’nın 2026’sı ve Futbolun Tarafı
Dünya Kupası yaklaşırken yine aynı cümleler dolaşıma giriyor: spor birleştirir, futbol siyasetin üstündedir, büyük turnuvalar barışın sahnesidir.

İspanya’nın kuzeyine sıkışmış, Pireneler’in sert rüzgârlarıyla yoğrulmuş o topraklarda bir halk, yüzyıllardır kendi dilinin ve kültürünün etrafında kurduğu varoluşu korumaya çalışıyordu.

Franco’nun susturamadığı çığlık: Bask tribünleri
1980’lerde Bask tribünleri artık yalnızca maç izlenen yerler değildi; yıllarca bastırılmış bir kimliğin kendini yeniden kurduğu kolektif bir direniş alanına dönüşmüştü.