Türkiye'nin en uzun süre tutuklu kalan kadını: Nedime Yaklav
Kaçımız duydu adını, kaçımız sesini çıkardı?
Nedime Yaklav, bugün itibarıyla 33 yıl, 6 ay, 22 gündür cezaevinde. Tahliyesi tam 7 kere toplamda 4 yıl 3 ay ertelendi. Peki kaçımız Nedime Yaklav'ın adını duyduk mesela? Kaçımız sesimizi çıkardık, kaçımız gıkını çıkardı, kaçımız kılını kıpırdattı? Nihayetinde o Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süre tutuklu kalan kadın mahpusu.

Nedim TÜRFENT
TÜRKİYE TARİHİNDE EN UZUN SÜRE TUTUKLU KALAN KADIN KİM?
Türkiye Cumhuriyeti'nde vuku bulan hemen her mevzuyu rekorlarla anmak, tarihe mal etmek, bir takım kalem erbabı yahut gazetecinin pek sevdiği bir meşgaledir. Onların bilmediği, dahası bilse de görmezden geleceği bir rekoru yazmak istiyorum.
Türkiye cezaevlerinde aralıksız bir şekilde en uzun süre tutuklu kalan kadın kim?
Yazının girişini bile isteye bu haliyle kurgulamam bir tercih meselesi. Aksi kanaatte, dikkat çekmeye çalıştığım durum, handiye hiç kaale alınmıyor. Su götürmez, hatta sel götürmez.
Peki kim bu kadın mahpus? Adı sanı ne, çeyrek asrı çoktan aşan bu esareti neden "haber değeri" taşımıyor?
TUTUKLANDIĞINDA HENÜZ 22 YAŞINDA BİLE DEĞİLDİ
Nedime Yaklav. Mardin doğumlu. Türkiye'nin en uzun süreli kadın mahpusu olacağını bilmeden 8 Temmuz 1971'de dünyaya geldi.
Nedime, 1993'te Mart ayı sonlarında memleketi Mardin'de gözaltına alındı ve yaklaşık iki hafta boyunca işkenceye maruz bırakıldı. Ağır işkencelerden sonra 8 Nisan 1993'te tutuklandı.
Kimliğine göre tutuklandığında henüz 22 yaşındaydı. Ailesine göre kimlikteki yaşı gerçeği yansıtmıyor. Kimlikteki yaşı büyük yazılmış ve tutuklandığında aslında 17 yaşındaymış.
Olağanüstü Hal'in (OHAL) gölgesinde yargılandı ve "örgüt üyesi olduğu" gerekçesiyle Diyarbakır'daki Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yani 36 yıl.
Terörle Mücadele Kanunu’na göre bu cezadan hükümlü olan bir kişi, cezasının üçte ikisini kapalı infaz kurumunda geçirdiği takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabiliyor.
KOŞULLU SALIVERİLME GÜNÜ 1 NİSAN'A DENK GELDİ: 'ŞAKA GİBİ'!
Kanuna göre Nedime'nin müebbet hapis cezasının yatarı 30 yıl. Cezasının infazı olan 30 yıllık süre, 1 Nisan 2023’te doldu, koşullu salıverilme hakkı kazandı. 1 Nisan mı?
1 Nisan Uluslararası Şaka Günü olarak kutlanır. Galiba İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) de "şaka" yaptı! Tam 30 yıldır kendisi ve ailesinin dört gözle beklediği o gün için Kurul, "olmaz" dedi ve tahliyesini ertelemeye karar verdi.
Gerekçe? O bilinmiyor. İşin açığı, kurul da bilmiyor. Zira Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki kadın mahpusların tahliyeleri kopyala-yapıştır ifadelerle uzun zamandır engelleniyor. Şaka gibi!
Peki insan hayatıyla şaka yapılır mı? Kim bu hakkı nereden alıyor?
Bu hakkı hükümet verdi. Ocak 2021’de oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarına hükümlülerin tahliyesini 1 yıl, 9 ay, 6 ay veya 3 aylık periyotlarla engelleme yetkisi verildi.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin verilerine göre, İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarıyla şu ana kadar yaklaşık 9 bin mahpusun tahliyesi engellendi/ertelendi.
Nedim TÜRFENT yazdı | 11 Bin 830’a Kadar Sayabilir Misiniz?: Hicran Binici
TAHLİYESİ 7 KERE ENGELLENDİ: TOPLAMDA 4 YIL 3 AY ERTELEME
Esas konuya dönelim: sonradan bir başka rekora daha 'malzeme' olacak kararların ilkine gelelim.
İdare ve Gözlem Kurulu, Nedime Yaklav’ın tahliyesi hakkında da 7 kez engelleme kararı verdi. Yanlış okumadınız tamı tamına 7 kez:
Birinci engelleme: Kurul, 23 Mart 2023te “koşullu salıverilmesinin uygun olmadığına, ilgili servislerin uygulayacağı iyileştirme planına göre dönem değerlendirilmesine tabi tutulmasına” karar vererek tahliyesini 3 ay erteledi.
İkinci engelleme: Üç ayın sonunda 15 Haziran 2023’te toplanan Kurul, tahliyesini aynı gerekçeyle bir kez daha 3 ay erteledi.
Üçüncü engelleme: Kurul, 7 Eylül 2023‘te yine kopyala-yapıştır gerekçeyle tahliyesini bu kez 6 ay erteledi. Bu üç ertelemenin gerekçesi aynı.
Dördüncü engelleme: Kurul, 6 ayın sonunda 29 Şubat 2024’te bir kez daha toplanarak tahliyesini dördüncü kez erteledi. Gerekçe aynı, yine 6 ay ertelendi.
Beşinci engelleme: Kurul, 6 aylık sürenin dolmasından sonra 22 Ağustos 2024’te bir kez daha toplandı. Tahliyesini yine aynı gerekçeyle bu kez 9 ay erteledi.
Altıncı engelleme: Kurul, 9 ay sonra 15 Mayıs 2025'te bir kez daha erteleme kararı verdi. Gerekçe aynı, bu kez 1 yıl.
Yedinci engelleme: Kurul, bir yıllık sürenin ardından 7. kez toplandı ve yine 1 yıl erteleme kararı verildi. Bir sonraki "değerlendirme" tarihi olarak 7 Mayıs 2027 belirlendi.
İlkinde 3 ay, ikincisinde 3 ay, üçüncüsünde 6 ay, dördüncüsünde 6 ay, beşincisinde 9 ay, altıcısında 1 yıl ve yedincisinde yine 1 yıl...
Toplamda 4 yıl 3 ay erteleme. Bu bir mahkemenin verebileceği başlı başına bir ceza.
TUTUKLULUKTA REKOR: 34 YIL 1 AYI BULACAK

Nedime Yaklav, bugün itibarıyla 33 yıl, 6 ay, 22 gündür dört duvar arasında. Bir başka deyişle 12 bin 263 gündür dört duvar arasında. Kurul, bir sonraki "değerlendirme" tarihi olarak 7 Mayıs 2027'yi belirledi.
O tarihi baz alırsak, tutukluluk süresi 34 yıl 1 ay bulacak. Kuvvetle muhtemel bu Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından en uzun süreli kadın mahpusluğu. Kamuoyunda bilinen başka bir örneğine rastlamadım.
Bu keyfe keder kararların hukuki bir dayanağı olmadığının en yalın göstergesi ise şu: Nedime hakkında devam eden hiçbir disiplin cezası bulunmuyor.
Nedime için alınan kararda “gelişim dönem puanının 28,25 olduğu“, “eşik puanı” olan 40,00′ın altında kaldığı ve bu gerekçeyle “iyi halli olmadığı“ ileri sürülüyor. Gerekçenin ne kadar soyut olduğunu buradan saptayabilirsiniz: “Toplum yaşamına ve hukuk kurallarına uyum sorunu yaşayacağı, terör örgütsel tavrının devam ettiği, toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı ve yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşmadığı anlaşılmıştır…”
Nedime'nin hangi eylem veya söylemi bu iddialar için gerekçe yapıldı hiç kimse bilmiyor. Çünkü kararlarda yer almıyor.
NEDİME 'ŞANTAJ OLARAK KULLANILMAK SÖZ KONUSU' DİYOR
Nedime Yaklav'ın yaşadığı münferit bir vaka değil. Hicran Binici, Nuriye Adet ve Devrim Gülşan Adet’in 5, Zeliha Ustabaş’ın 4, Melike Göksü, Emine Abiş ve Fatma Aslan’ın 3, Pınar Tikit’in ise 2 kez tahliyeleri ertelendi. Sincan’daki kadın mahpusların tahliye hakları, neredeyse sistematik bir şekilde ve kopyala-yapıştır gerekçelerle ellerinden alınıyor.
Avukatından aldığımız bilgiye göre Nedime Yaklav da bunun "sistematik" olduğu kanısında. Sincan'daki uygulamanın basit bir "infaz yakma" veya "tahliye engelleme" olmadığını düşünüyor.
"Siyasi rehine olarak tutulmak değil, şantaj olarak kullanılmak söz konusu" dedi Nedime. "Sürece karşı bir tutum" olarak da değerlendirdiği bu duruma ilişkin şunları ekledi:
"Değil 6 yıl, 36 yıl daha ne kadar yatıracaksalar yatırsınlar, biz Kürt kadınları olarak onursal duruşumuzu sürdüreceğiz, Gönül rahatlığıyla, onurumuzla direneceğiz.”
İĞNEYİ BAŞKASINA, ÇUVALDIZI KENDİMİZE BATIRALIM MI?
Yedinci kere alınan bu tahliye engelleme kararı bozulmadıkça Nedime Yaklav, 7 Mayıs 2027′ye kadar hapishanede kalacak. Yani toplamda 34 yıl, 1 ayı aşkın süre.
Henüz 22 yaşına bile girmeden tutuklandı Nedime. Şu an 55 yaşında. Ömrünün yüzde 60'ından fazlasında sadece dört duvarı gördü.
Bu deliksiz, bu kesintisiz, bu haksız, bu hukuksuz uygulamalara kim "dur" diyecek? Şu ana kadar ne insan hakları örgütleri ne de siyasi partiler bu mevzuya "yeterince" ilgi gösterdi. ('Yeterince' diyorum, kimse şerh düşmesin lütfen.) Bu, artık yazılı veya sözlü bir basın açıklamasından daha fazla dikkat gerektiriyor.
Bu soru, bu sorun olduğu gibi yerinde duramaz. İğneyi sisteme, çuvaldızı kendimize batıralım mı?
Adaleti veya vicdanı masaya yatırırken iktidar-hükümete bakıyoruz, ona sesleniyoruz. Peki ama asıl iğneyi, yani çuvaldızı kendi vurdumduymazlığımıza, toplumsal duyarsızlığa batırmanın zamanı gelmedi mi?
Kaçımız Nedime Yaklav'ın adını duyduk mesela? Kaçımız sesimizi çıkardık, onu bırakın kaçımız gıkını çıkardı, kaçımız kılını kıpırdattı?
Nihayetinde o Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süre tutuklu kalan kadın mahpusu.
























