28 Ekim 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

İstihdamı Türkleştirmek

Şükrü Aslan Modern devlet politikalarının en önemli unsurlarından biri olan milliyetçilik, her alanı olduğu gibi istihdam alanını da etkilemiş, ‘millileşmenin’ en büyük hedef olduğu 20. yüzyıl boyunca, bu alanın da ‘milli’ olması arzu edilmişti. Ancak bu hiç kolay bir iş değildi, çünkü Türkiye’nin sanayi ve ticaretinde, demografik dokunun bir yansıması olarak ‘Türk-Müslüman’ olmayan büyük bir istihdam ağı vardı.

Şükrü ASLAN

Modern devlet politikalarının en önemli unsurlarından biri olan milliyetçilik, her alanı olduğu gibi istihdam alanını da etkilemiş, ‘millileşmenin’ en büyük hedef olduğu 20. yüzyıl boyunca, bu alanın da ‘milli’ olması arzu edilmişti. Ancak bu hiç kolay bir iş değildi, çünkü Türkiye’nin sanayi ve ticaretinde, demografik dokunun bir yansıması olarak ‘Türk-Müslüman’ olmayan büyük bir istihdam ağı vardı. Şehirlerin çoğunda sadece mülk sahipleri değil, çalışanlar da genelde ‘Türk-Müslüman’ değildi

Cumhuriyetle birlikte kurulan yeni rejim, yine de bu zor yolu seçmiş, demografik dokuyu olduğu gibi, istihdam alanını da ‘millileştirmek’ için bir dizi yasal düzenleme yapmıştı. Bu da kamudan özel sektöre kadar bir dizi alana müdahale demekti. En önemli alanlardan biri olan adliyede 3 Mart 1926 tarihli ve 766 sayılı Hakimler Kanunu ile hâkimlik mesleğine kabul edilmek için ‘Türk olmak’ şartı getirilmişti. Bu şekilde Türk-Müslüman olmayan vatandaşların yargı erkine girmesi engellenecekti. Yargıdan dışlanan bu kesimlerin avukatlık yapmaları da zorlaştırılmış, 1924’te çıkarılan 460 sayılı Avukatlık Kanunu ile mesleki yeterliliği ölçmek üzere bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyon kararlarıyla Baro’lara kayıtlı Türk-Müslüman olmayan pek çok avukat, ‘yeterlili olamadıkları’ gerekçesiyle meslekten çıkarılmışlardı. Ek olarak, 1926’da 708 sayılı Kanunla, avukatların baroya kabul edilebilmeleri için bir mahkemede iki yıl devlet memuru olarak çalışmaları zorunluluğu getirilmişti ki, bu da Türk-Müslüman olmayanların alanın dışında kalmalarını sağlamıştı.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Akın Olgun yazdı

Süreç, Riskler, Söylemler

Sürecin ve yol haritasının üstünde, ayrı bir irade olduğu ve bunu da Uçum’un temsil ettiği algısı, aslına bakarsanız üstünde oynanabilir bir güvenlik açığıdır ve bu açığın Uçum’un ifadelerinde hayat bulduğunu söylemek abartılı olmaz. Sürecin, türlü badireler atlatarak bugünlere kadar gelebilmesini, politik doğruculuktan, siyasal ezberlerden uzaklaşmasına, olan bitene karşı gerçekçi olmasına ve somut koşulların somut tahliline bağlayabiliriz. Bu, ilerlemenin ve zorluklar karşısında esneyebilmenin imkanını da sunuyor taraflara.

Akın Olgun yazdı

Baro seçimlerinden taşan şey

DEM Parti’nin, demokratik siyasetteki boşluğu dolduracak şekilde bir hat kurma ve bu hattı muhalefetin merkezi haline getirme politikasından ve bunu son dönemde görünür kılmasından, en çok ana muhalefet içindeki İYİ Partili hücrelerin ve İmamoğlu çevresinin rahatsızlık duyduğu malum. Çerçeve yasa için “hayır” kampanyası örgütleyen aklın nereye ait olduğunu ve bu tavrın nasıl karşıtlık havuzuna akıtıldığını bilenler için bu bir tartışma konusu da değil ayrıca. O havuzdan Kocasakal çıktı işte…

Ercan Jan Aktaş yazdı

Sırbistan’da gençlerin zaferi

Fransa, Almanya ve Sırbistan başta olmak üzere farklı ülkelerde ortaya çıkan bu hareketler, karar alma süreçlerini belirli bir liderliğin ya da merkezi yapının tekelinde toplamak yerine, yerel inisiyatifler, özerk örgütlenmeler, yatay koordinasyon ağları ve öğrenci meclisleri aracılığıyla ilerlemektedir. Bu pratiklerde doğrudan demokrasi, yalnızca siyasal taleplerden biri değil, mücadelenin örgütlenme biçimini belirleyen temel bir ilke olarak öne çıkmaktadır.

Anasayfa