Barış sürecinde savaş önceliği
Kadınların güvenliği silahlanmayla ölçülemez
2027 bütçesinde savunma ve güvenlik için öngörülen bütçenin büyüklüğü, barış sürecinin ekonomik ve toplumsal kazanımlara dönüşmesi üzerinden tartışılıyor. DEM Partili Halide Türkoğlu ve avukat Ekin Baltaş'a göre silahlanmaya ayrılan kaynaklar kadınların yoksulluktan ve şiddetten çıkışını sağlayacak kamusal hizmetlere yöneltilmiyor.

HABER MERKEZİ- Meclis'te görüşmeleri başlayan 2027 bütçesi, savunma ve güvenlik harcamalarına ayrılan kaynaklarla barış sürecinin toplumsal ihtiyaçlara nasıl yansıyacağı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Savunma ve güvenlik için toplam 3 trilyon 454 milyar lira ödenek öngörülürken silah, mühimmat ve savunma sistemleri alımlarına ayrılan kaynakta yüzde 229 artış planlanıyor. Kadınların şiddetten korunması, ekonomik bağımsızlığı ve kamusal bakım hizmetlerine erişimi ise bütçenin temel tartışma başlıkları arasında.
Yeni Yaşam gazetesinden Duygu Kıt’a konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu ile Kadının İnsan Hakları Derneği'nden Avukat Ekin Baltaş, 2027 bütçesini kadınların yaşamı ve barışın toplumsal karşılığı üzerinden değerlendirdi.
Türkoğlu, barış sürecinin kaynakların toplumsal ihtiyaçlara aktarılması için bir fırsat yarattığını belirtirken Baltaş, güvenlik anlayışının silahlanma yerine kadınların şiddetten korunması ve yaşam güvencesi üzerinden kurulması gerektiğine işaret etti.

BARIŞIN BÜTÇESİ NEDEN HAZIRLANMIYOR?
Halide Türkoğlu'na göre 2027 bütçesi, çatışmaların sona ermesiyle açılabilecek yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak. Savunma Bakanlığı'na ayrılan kaynaktaki artışı NATO zirvesinde alınan kararlar ve dünya genelinde güçlenen militarist politikalarla ilişkilendiren Türkoğlu, barış sürecinin ekonomik kaynakların yeniden dağıtılması için bir fırsat sunduğunu söyledi.
Türkoğlu, çatışmaların sona ermesiyle savunma sanayisine aktarılan bütçelerin eğitim, yatırım, ekonomik kalkınma ve kadınların yaşam koşullarını iyileştirecek politikalara yöneltilebileceğini belirtiyor. Kürt sorununun çözümünün yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini vurgulayan Türkoğlu, savaş için ayrılan payın toplumsal barış ve demokratikleşme doğrultusunda yurttaşlara aktarılması gerektiğini ifade ediyor.
KADINLARIN GÜVENLİĞİ SİLAHLANMAYLA ÖLÇÜLEMEZ
Ekin Baltaş ise bütçenin yalnızca gelir ve gider kalemlerinden oluşmadığını, devletin hangi ihtiyaçları öncelikli gördüğünü de ortaya koyduğunu söylüyor. Baltaş'a göre savunma ve güvenlik için ayrılan 3 trilyon 454 milyar lira, merkezi yönetim bütçesinin yüzde 12,7'sine karşılık geliyor:

“Bütçe yalnızca rakamlardan oluşmaz; kimin emeğinin görüleceğini, kimin ihtiyacının ertelenebilir sayılacağını ve güvenliğin kim için tanımlandığını da belirler. 2027 Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi’nde savunma ve güvenlik için toplam 3 trilyon 454 milyar lira ödenek öngörülüyor; bunun 2 trilyon 206 milyarı savunmaya, 1 trilyon 248 milyarı iç güvenliğe ayrılıyor. Bu tutar merkezi yönetim bütçesinin yüzde 12,7’sine karşılık geliyor. Milli Savunma Bakanlığı’nın ödeneği 823 milyar liradan 1 trilyon 533 milyar liraya çıkarken silah, mühimmat ve sistem alımlarına ayrılan kaynak yüzde 229 artıyor. Haberlerde yer verilen analizlere bakıldığında ise kentsel dönüşüm ödeneğindeki artış yüzde 176’da kalıyor. Yani silahlanmanın artış hızı, deprem kuşağında yaşayan milyonlarca insanın barınma güvenliğine ayrılan kaynağın artış hızını belirgin biçimde aşıyor.”
YOKSULLUK KADINLARI ŞİDDET DÖNGÜSÜNE MAHKUM EDİYOR
Bütçenin kadınlar üzerindeki etkisi yalnızca şiddetle mücadele hizmetleriyle sınırlı değil. Baltaş, kadınların düşük ücretli ve güvencesiz işlerde yoğunlaştığını, karşılıksız bakım emeğinin büyük bölümünü üstlendiğini ve sosyal yardımlara daha fazla bağımlı hale geldiğini belirtti.
Ekonomik bağımlılığın kadınların şiddet gördükleri ilişkilerden ayrılmasını da zorlaştırdığına dikkat çeken Baltaş'a göre, kadın yoksulluğuyla şiddet arasındaki bağ bütçe politikalarıyla doğrudan ilişkili.
Bütün bakanlıkların bütçelerinin toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmesi gerektiğini belirten Türkoğlu, kadın emeğinin ve gençlerin haklarının görmezden gelindiği bir bütçe anlayışının eşitsizlikleri derinleştirdiğini ifade etti. Mesleki Eğitim Merkezleri'ni (MESEM) de çocukların geleceğini etkileyen bu düzenin bir parçası olarak değerlendirdi.
KAYNAKLAR YAŞAMA AYRILMALI
2027 bütçesinin toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir yaklaşımla hazırlanması gerektiğini söyleyen Baltaş, şiddeti önleme mekanizmaları, kadın danışma merkezleri ve sığınaklar, kamusal bakım hizmetleri, eğitim, sağlık ve barınma güvenliği için daha fazla kaynak ayrılması gerektiğine dikkat çekerken; kadınlara ve çocuklara yönelik harcamaların güvenlik harcamalarıyla birlikte şeffaf biçimde izlenmesini de önerdi.

























