BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İkinci bahar’ın maliyeti yüksek olabilir

Tunus: Muhalefete baskı sokakları ısıtıyor

İkinci bahar’ın maliyeti yüksek olabilir
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Gazeteciler, aktivistler ve işsiz üniversite mezunlarının gözaltına alınması, Tunus’ta toplumsal muhalefetin hareket alanını daraltıyor. Eylül ayında Filistin yanlısı gösteriye katılan 14 kişinin gözaltına alınması, son dönemde artan baskının yeni örneklerinden biri oldu.

HABER MERKEZİ- Tunus’ta toplumsal ve siyasal itirazlara yönelik baskı sürerken, gazeteciler, aktivistler ve farklı toplumsal gruplar üzerindeki adli ve idari baskı protesto hakkının kullanımını zorlaştırıyor.

Son örnek, 20-21 Eylül gecesi yaşandı.

Filistin yanlısı ve İsrail’in Gazze’deki savaşına karşı tutuklanan aktivistlere destek amacıyla düzenlenen bir gösteriye katılan 14 kişi gözaltına alındı. Mediapart’a göre bu operasyon, muhalif hareketlere yönelik baskının son dönemdeki belirgin örneklerinden biri oldu.

1 Ekim’de Tunus’taki bir mahkeme, söz konusu 19 Eylül yürüyüşünde gözaltına alınan üç kişinin serbest bırakılması yönündeki talepleri reddetti. Savunma makamının aktardığı kararla Hazami el-Hamami, Mervan el-Bıdıafi ve Münir el-Ayadi tutuklu kalmaya devam etti.

GAZETECİLER VE AKTİVİSTLER BASKI ALTINDA

Baskının bir diğer ayağını gazeteciler oluşturuyor. Mediapart, gazetecilere yönelik gözdağı ve taciz vakalarının daha açık hale geldiğini aktarıyor. Gazetecilerin kamu politikaları ve yönetim hakkında yaptıkları paylaşımlar nedeniyle soruşturma ve davalarla karşılaşması, basın özgürlüğü tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.

CIVICUS Monitor‘a göre gazeteci Haitham el-Mekki, bir hastanenin koşulları hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle Temmuz 2026’da bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tunus Gazeteciler Sendikası, gazetecilerin kamu yararını ilgilendiren konulardaki görüşleri nedeniyle yargılanmasının korku ve otosansür ortamını güçlendirebileceğini belirtti.

EKONOMİK KRİZ VE İÇME SUYU SORUNU 

Baskı yalnızca siyasi muhalefetle sınırlı değil. İşsiz üniversite mezunlarının oluşturduğu hareket de güvenlik ve yargı makamlarının müdahaleleriyle karşılaşıyor.

Tunus’ta üniversite mezunlarının işsizlik sorunu uzun süredir toplumsal protestoların başlıca başlıklarından biri. Ekonomik talepler ile siyasal ve sosyal haklara ilişkin taleplerin aynı protesto alanında buluşması, hükümet açısından muhalefetin farklı kesimlerinin birbirine yaklaşması riskini artırıyor.

Buna karşın protestolar sona ermiş değil. CIVICUS Monitor, 2026’nın ikinci çeyreğinde Tunus genelinde 1.884 protesto eylemi kaydedildiğini ve bunun yılın ilk çeyreğine göre yüzde 44’lük artış anlamına geldiğini bildiriyor. Haziran ayı, 867 eylemle yılın en yoğun protesto dönemi oldu.

Tunus’un etkili Business News gazetesine göre 373 eylem içme suyu sorunları, 305’i elektrik kesintileriyle bağlantılı.

SİVİL TOPLUMUN ALANI DARALIYOR

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) Eylül 2026 tarihli raporu da sivil toplum üzerindeki baskının sistematik hale geldiğine dikkat çekiyor. Örgüt; aktivistlerin, sivil toplum çalışanlarının ve kuruluşların tutuklama, soruşturma, mali denetim, faaliyetlerin askıya alınması ve kapatılma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

HRW’ye göre bu süreç, Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’de parlamentonun yetkilerini askıya alması ve yürütme gücünü büyük ölçüde kendi elinde toplamasından bu yana derinleşti. Örgüt, bu tarihten sonra Tunus’ta 2011 ayaklanması sonrasında genişleyen sivil toplum alanının giderek daraldığını savunuyor.

MUHALEFET YİNE DE SOKAKTA: 17 EKİM’E RANDEVU VERİLDİ

Baskıya rağmen muhalif ve sivil toplum örgütleri ortak eylemler düzenlemeye devam ediyor.

Aralarında Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) ve Tunuslu Gazeteciler Ulusal Sendikası’nın da bulunduğu dokuz örgüt, 17 Ekim’de başkent Tunus’ta bir yürüyüş düzenleme çağrısı yaptı. Örgütler ekonomik ve sosyal krizlerin yanı sıra hak ve özgürlükler alanındaki sorunlara dikkat çekti.

×

NE OLMUŞTU?

Tunus’ta Arap Baharı, 2010 sonunda seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin kendini yakmasıyla başlayan protestoların, işsizlik, yolsuzluk, ekonomik eşitsizlik ve otoriter yönetime yönelik toplumsal öfkeyle birleşmesi sonucu büyümesiyle başladı. Haftalar süren gösterilerin ardından Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali, 14 Ocak 2011’de 23 yıllık iktidarını bırakarak ülkeyi terk etti. Tunus’taki ayaklanma, kısa sürede Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye’ye yayılan Arap Baharı’nın başlangıç noktası oldu.

Tunus, “Arap Baharı” olarak adlandırılan halk ayaklanmasının ardından bölgede demokratik dönüşümün önemli örneklerinden biri olmuştu.

Ancak Kays Said’in 2021’de parlamentonun çalışmalarını askıya alması ve yürütme yetkilerini genişletmesiyle siyasi sistem yeniden yapılandırıldı. Sonraki yıllarda muhalif siyasetçiler, gazeteciler, avukatlar ve aktivistler hakkında çok sayıda soruşturma ve dava açıldı. HRW ve diğer insan hakları kuruluşları, bu sürecin ifade, örgütlenme ve barışçıl gösteri özgürlükleri üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.

Benzer Haberler

RTÜK lisans bedelini karşılayamadı

TELE2 Haber yayınlarını sonlandırdı

Cansız bedeni Giessen’de bulunmuştu

Delil Arslan, memleketi Nusaybin'e uğurlandı

Darbedilerek gözaltına alınmıştı

Diyar Koç: Amaçları işkenceyi normalleştirmek

Demirtaş’ın tahliyesi: ‘O kadar derine gidemem’

Bahçeli’den İmralı Heyeti’ne: ‘Selamımı söylersiniz’

CHP’nin üyeliğini askıya aldı

Sosyalist Enternasyonal, Yeni Parti’nin üyeliğini kabul etti

Süreç ve fon krizine de değindi

Erdoğan: Bu dönem anayasa teşebbüsü için en ideal dönemdir