BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

12’nci yılında Êzidî Soykırımı

Nasıl kapanacak bu yara, kayıplar ortaya çıkmadıkça?

12’nci yılında Êzidî Soykırımı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’e düzenlediği saldırının üzerinden 12 yıl geçti. Binlerce Êzidî’nin öldürüldüğü, kadın ve çocukların köleleştirildiği saldırılar birçok ülke ve uluslararası kuruluş tarafından “soykırım” olarak tanınırken, faillerin önemli bölümü hala yargı önüne çıkarılmış değil.

GÜLER YILDIZ

3 Ağustos 2014 sabahı Irak’ın kuzeybatısındaki Şengal’e giren IŞİD, bölgede yaşayan Êzidîlere yönelik tarihin en ağır kitlesel saldırılarından birini başlattı. Birleşmiş Milletler’in de soykırım olarak nitelendirdiği saldırılarda binlerce kişi öldürüldü, yaklaşık 400 bin Êzidî evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 6 bin 500 kadın ve çocuk ise kaçırılarak köleleştirildi.

Aradan geçen 12 yılda çok sayıda toplu mezar ortaya çıkarıldı, yüzlerce aile kayıplarına ulaştı. Ancak binlerce kişinin akıbeti hala bilinmiyor. Şengal’in yeniden inşası ise güvenlik ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle beklenen hızda ilerleyemedi.

UNITAD NEDEN KAPATILDI?

2017 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararıyla, IŞİD’in Irak’ta işlediği uluslararası suçları soruşturmak üzere UNITAD (Birleşmiş Milletler IŞİD Hesap Verebilirlik Soruşturma Ekibi) kuruldu. Misyonun temel görevlerinden biri, IŞİD’in Êzidîlere yönelik katliam, köleleştirme ve diğer ağır uluslararası suçlarını belgelemek ve bu suçlara ilişkin delil toplamaktı.

Görev süresi bir yıl uzatılan UNITAD’ın faaliyetleri 17 Eylül 2024’te sona erdi.

UNITAD Başkanı Karim Khan, 10 Mayıs 2021’de yaptığı açıklamada, IŞİD’in Êzidîleri dini kimlikleri nedeniyle hedef alarak soykırım işlediğine dair “açık ve ikna edici kanıtlar” elde ettiklerini duyurdu. Aynı tarihte yayımlanan raporda, aralarında 18 üst düzey IŞİD yöneticisinin de bulunduğu 1.444 şüpheli fail tespit edildiği belirtildi. Bu isimler arasında Fransız IŞİD üyesi Sabri Essid de yer aldı.

Çok önemli veriler toplanmasına, onlarca troplu mezar bulunmasına rağmen hala 3 bin’e yakın kadın ve çocuğun akıbeti bilinmezken UNITAD “misyonunu tamamladı” denilerek 17 Eylül 2024’te sona erdirildi. Talep Irak tarafından yapılmıştı ve 10 haziran 2024’teki BM Güvenlik Konseyi toplantısında karar altına alındı.

Kararın gerekçesi şöyle açıklandı:

Irak hükümeti UNITAD’ın görevini büyük ölçüde tamamlandığını savundu. Bağdat yönetimi, ekibin topladığı delillerin Irak kurumlarına aktarılmasını ve bundan sonraki sürecin ulusal makamlar tarafından yürütülmesini istedi.

Daha da önemlisi Irak temsilcisi bu tür uluslararası soruşturma mekanizmalarının sürekli hale gelmemesi gerektiğini, artık soruşturma ve yargılama sorumluluğunun Irak devletinde olduğunu söyleyerek,

UNITAD’ın topladığı delillerin korunup, paylaşacılağını belirtti.

MAĞDURLARIN EN BÜYÜK KAYGISI: DELİLLERİN GÜVENLİĞİ

Êzidî mağdurlar ve onları destekleyen insan hakları kuruluşları, IŞİD mensuplarının soykırım ve insanlığa karşı suçlardan hesap vermesinin sağlanmasının yalnızca geçmişle hesaplaşma açısından değil, yeni kitlesel suçların önlenmesi açısından da önemli olduğunu vurguluyor.

UNITAD’ın çalışmaları yalnızca uluslararası suçlara ilişkin delillerin toplanmasıyla sınırlı kalmadı. Kurum, Êzidî mağdurların yaşadıklarını güvenli bir ortamda anlatabildiği önemli bir başvuru noktası haline geldi.

Ancak görev süresinin sona ermesi, mağdurlar arasında tanıklıkların ve hassas bilgilerin geleceği konusunda endişeleri artırdı.

BAĞDAT YASAL DÜZENLEMELERİ YAPMIYOR

Saldırıların yaşandığı Irak’ta ise yüzlerce IŞİD mensubu yargılanmasına rağmen davaların büyük bölümü “terör örgütü üyeliği” kapsamında görüldü.

Irak ceza mevzuatında soykırım ve insanlığa karşı suçların uluslararası hukuk standartlarında düzenlenmemiş olması nedeniyle faillerin önemli kısmı bu suçlardan yargılanamadı. İnsan hakları örgütleri yıllardır Bağdat yönetimine gerekli yasal düzenlemelerin yapılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Êzidîlere yönelik suçları yargılama konusunda yetkisi bulunmadığını açıkladı. Mahkeme, bunun gerekçesi olarak Irak ve Suriye’nin UCM’nin yargı yetkisini düzenleyen Roma Statüsü’ne taraf olmamasını gösterdi. Bu nedenle Êzidî soykırımına ilişkin yargı süreçleri büyük ölçüde ulusal mahkemeler üzerinden yürütüldü.

 IRAK YARGISINA GÜVEN DUYULMUYOR

Özgür Êzidi Vakfı (FYF) ile çalışan hayatta kalanlar, özellikle kimlik bilgilerinin ve ifadelerin korunması gerektiğini belirtiyor. Bazı mağdurlar, bilgilerin Irak makamlarına aktarılması halinde, geçmişte IŞİD ile bağlantılı kişilerin veya örgüt destekçilerinin etkili olduğu bölgelerde misilleme riskiyle karşı karşıya kalabileceklerinden endişe ediyor.

Bu nedenle FYF, UNITAD tarafından toplanan delillerin Irak içinde bırakılmaması ve güvenli bir Birleşmiş Milletler merkezinde korunması gerektiğini savunuyor.

Êzidî mağdurların kaygıları delillerin korunmasıyla sınırlı değil. Irak’taki yargı sisteminin uluslararası adil yargılanma standartlarını karşılayıp karşılamayacağı da tartışılıyor.

Bugüne kadar Irak’ta çok sayıda IŞİD üyesi terör suçlarından yargılandı. Ancak hiçbir IŞİD mensubu Irak mahkemelerinde soykırım, insanlığa karşı suçlar veya savaş suçları kapsamında hüküm giymedi.

İnsan hakları örgütleri, Irak’ın uluslararası suçları doğrudan tanımlayan kapsamlı bir yasal çerçeveye sahip olmamasının önemli bir engel olduğunu belirtiyor. Mağdurlar ise UNITAD’ın topladığı bilgilerin, adil yargılanma güvencelerinin yeterince sağlanmadığı bir sistemde kullanılmasının yeni hak ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Êzidîler dava açabilecek Irak’a nakledilen IŞİD’lilerin sayısı 5 bin; 165’i Türkiyeli

YENİ BİR ULUSLARARASI MEKANİZMA OLUŞTURULMALI

UNITAD’ın sona ermesiyle birlikte Êzidî kuruluşları, adalet sürecinin devamı için yeni mekanizmaların oluşturulması çağrısı yapıyor.

Öneriler arasında IŞİD suçlarını araştıracak yeni bir uluslararası soruşturma yapısı kurulması, failleri yargılamak için uluslararası veya karma bir mahkeme oluşturulması ve Irak hükümeti üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi bulunuyor.

Êzidî temsilcilerine göre, adalet sürecinin yarım kalması yalnızca hayatta kalanların umutlarını zedelemekle kalmayacak, aynı zamanda dünya genelinde ağır insan hakları ihlallerine karşı cezasızlık algısını güçlendirecek.

ANKARA’DA BİR EZİDİ ÇOCUĞUN HİKAYESİ

2014’te IŞİD’in Şengal’e saldırısı sırasında kaçırılan Êzidî kız çocuğu, 2021 yılında Ankara’da düzenlenen bir operasyonla IŞİD bağlantılı bir hücre evinden kurtarıldı. Soruşturma dosyasına göre çocuk, IŞİD mensupları tarafından Irak’tan Türkiye’ye kaçırılmış, sahte kimlikle tutulmuş ve 2021’de dark web üzerinden satışa çıkarılmıştı. Operasyonda gözaltına alınan Sabah Ali Oruç hakkında, çocuğun kaçırılması ve Türkiye’ye getirilmesiyle bağlantılı olarak “uluslararası insan ticareti” suçlamasıyla dava açıldı. Oruç ifadesinde, çocuğun 2014’te ağabeyi tarafından Irak’ta IŞİD kontrolündeki bir pazardan 500 dolar karşılığında satın alındığını söyledi.

Ancak çocuğun kurtarılmasının ardından süreç yeni bir tartışmaya yol açtı. Ankara 8’inci Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023’te aldığı kararla, çocuğun vasilği, kendisini kaçıran IŞİD mensubu Sabah Ali Oruç’un ağabeyinin eşine verildi. Karar, mağdur çocuğun onu kaçıran aileyle bağlantılı kişiye teslim edildiği gerekçesiyle tepki çekti. Mahkeme daha sonra bu kararı iptal ederek çocuğa bağımsız bir avukat atanmasına hükmetti.

İLK EMSAL KARAR ALMANYA’DAN

Soykırıma ilişkin en dikkat çekici yargı kararları Almanya’da alındı. Almanya, evrensel yargı yetkisini kullanarak IŞİD üyeleri hakkında çok sayıda dava açtı.

Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi, Kasım 2021’de IŞİD üyesi Taha Al-J.’yi Êzidîlere yönelik suçlardan soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçlarından mahkum etti. Karar, dünya genelinde bir mahkemenin Êzidîlere yönelik saldırıları ilk kez hukuken “soykırım” olarak değerlendirmesi bakımından emsal kabul edildi.

Bunu sonraki yıllarda Almanya’daki başka davalar izledi. Mahkemeler, kadınların sistematik biçimde cinsel köleleştirilmesi, çocukların ailelerinden koparılması ve kitlesel infazlara ilişkin dosyalarda da benzer değerlendirmelerde bulundu.

BELÇİKA MAHKEMESİ’NİN SAMİ JADDOU KARARI

IŞİD militanı Sami Jaddou, 2014 sonu ile 2016 sonu arasında üç Êzidî kadını kaçırma, dövme, cinsel saldırıda bulunma ve köleleştirme suçlarından “insanlığa karşı suçlar” ile Êzidî halkına yönelik katliamdaki rolü nedeniyle “soykırım” suçlarından mahkûm edildi.

Belçika’da bir ilk: Êzidî soykırımı davası IŞİD militanına müebbet hapis cezası

FRANSA’DAN SEBRİ ESSİD KARARI

Paris Ceza Mahkemesi, 20 Mart 2026’da emsal bir karara imza attı. Gıyabında yargılanan Sebri Essid isimli IŞID’li için, “Essid bir IŞİD militanı değil, köleleştirme sisteminin içinde yer alan ve soykırım kastına katkıda bulunan bir fail” olarak değerlendirdi.

Paris’te Êzidî Soykırımı için tarihi dava başladı I Soykırım suçlusu Fransız cihatçı Sabri Essid gıyabında yargılanıyor

Mahkemenin bu kararından sonra Fransa 3 Ağustos’u Ezidi halkına yönelik Soykırım Günü olarak kabul etme kararı aldı.

SOYKIRIMI KİMLER TANIDI?

Geçen 12 yılda çok sayıda devlet ve uluslararası kurum, IŞİD’in Êzidîlere yönelik saldırılarını resmen soykırım olarak tanıdı.

Avrupa Parlamentosu, Almanya Federal Meclisi, Kanada, Avustralya, Hollanda ve Belçika bu yönde karar alan kurum ve ülkeler arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler’in soruşturma ekibi UNITAD da hazırladığı raporlarda saldırıların soykırım niteliği taşıdığı sonucuna vardı. ABD’de ise kongre ve Dışişleri Bakanlığı’nın değerlendirmelerinde ‘soykırım’ geçerken, Birleşik Krallık’ta ise bazı parlamenterlerin karar ve raporlarında soykırım ifadesi yer aldı.

Bunun yanında Almanya, Fransa, Belçika ve İsveç’teki mahkemeler verdikleri kararlarla saldırıların hukuken soykırım olarak değerlendirilmesi yönünde önemli emsal kararlar oluşturdu.

ADALET ARAYIŞI SÜRÜYOR

Aradan geçen yıllara rağmen Êzidî toplumunun karşı karşıya olduğu sorunlar büyük ölçüde devam ediyor.

Resmi verilere göre iki binden fazla Êzidî hala kayıp. Çok sayıda toplu mezarın açılması sürerken, binlerce aile kamplarda yaşamaya devam ediyor.

Sincar’da henüz çıkarılmamış onlarca toplu mezar var ve binlerce kişinin akıbeti aileleri tarafından bilinmiyor. Kesin olarak bilmeden yas sürecine başlayamıyorlar.

Şengal’de güvenlik ve idari yetki konusunda Bağdat yönetimi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve bölgede faaliyet gösteren silahlı gruplar arasındaki anlaşmazlıklar ise yeniden inşa sürecini yavaşlatıyor.

Êzidî kuruluşları, saldırıların tüm sorumlularının uluslararası hukuk çerçevesinde yargılanması ve Şengal’de kalıcı güvenliğin sağlanması çağrılarını sürdürüyor.

Benzer Haberler

Murat Çalık, 500 gündür tutuklu

AYM'ye 'kişi özgürlüğü ve güvenliği ihlali' başvurusu

Ailesi randevu talep etmişti

Adalet Bakanı Gürlek, Uğur Mumcu'nun ailesiyle görüşecek

Adalet Bakanı Gürlek açıkladı

HSK’den 333 hakim ve savcıya ceza

Neçirvan Barzani Şam’da

“Abdi, Barzani ve Şara görüşecek”

Yeni Parti Grup Başkanvekili Emir:

Görmediğimiz taslağı destekleyeceğimizi söylememiz akla aykırı

AKP siyasi partileri ziyaret edecek

‘Çerçeve yasa’ Meclis'te AKP'li vekillerin imzasına açıldı

Tarih ve saat açıklandı

Yeni Parti ilk grup toplantısını yapacak