Fikret Başkaya
Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde “bu dünyayı nasıl bu hale getirdiniz, bu kadar saçmalığı nasıl başardınız” derdi. Tabii Türkiye’ye de uğrarsa, şaşkınlığı daha da artardı. İnsanlar kapitalist bir toplumda yaşıyorlar ama kapitalizmin nasıl netameli bir sistem olduğunu bilmiyorlar. Doğrusu merak da etmiyorlar. Şeylerin ‘normal hali sayılan’ sorgulanmaktan da muaf oluyor. Sadece sıradan insanlar değil, yüksek düzeyde eğitimliler de bilmiyor. Buna burunlarından kıl aldırmayan iktisat (ekonomi) profesörleri de dahil.
Kapitalizm, ücretli emek (işçi) sömürüsüne, karşılığı ödenmeyen kadın emeği sömürüsüne dayanan, yegâne ereği kâr etmek kârı büyütmek olan, canlı olan her şeyi ölü nesnelere, metalara dönüştüren, kullanım değerinin yerini değişim (mübadele) değerinin aldığı, var olabilmek, varlığını sürdürebilmek için sürekli büyümek zorunda olan, toplumun temel üretici güçlerinin ve yaşam araçlarının dar bir sermaye sınıfının elinde olduğu, doğa tahribatı yaratmadan var olamayan, bir krizden diğerine savrulan, her türlü etik ve ahlâkî değere yabancılaşmış, parasal maddi ve hesaplanabilir-ölçülebilir olan dışında hiçbir insanî değere itibar etmeyen, eşyanın onu yaratan insandan daha değerli sayıldığı, ekonomik olanın politik, sosyal kültürel olanın önüne geçtiği, araçlarla amaçların ters-yüz olduğu, öküzün arabanın arkasına koşulduğu lânetli bir uygarlıktır.






