Yusuf Karadaş
Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki ‘Aksa Tufanı’ saldırısından sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırı, katliam ve işgal süreci başladığında herhalde kimse bu sürecin Kürtlerin bölgesel pozisyonları bakımından bu denli önemli sonuçlara yol açacağını tahmin etmiyordu. Ancak İsrail’in Gazze’ye yönelik katliam ve işgaliyle başlayan saldırganlığını ‘direniş ekseni’ içindeki güçleri de hedef alarak bölgeye yayması, bölgedeki güç dengeleri üzerinde önemli kırılmalara yol açtı. Gazze ve Filistin davasını hedef alan bu saldırganlık, kısa sürede ABD emperyalizminin merkezinde yer aldığı bölgesel yeniden dizayn politikasının bir parçası haline geldi. Özellikle Suriye’deki Baas/Esad rejiminin düşmesi ve devamında ABD-İsrail’in İran’ı doğrudan hedef almasıyla bölgedeki hegemonya mücadelesinin yeni bir boyuta evrilmesi, tıpkı Filistin sorunu gibi yüz yıldır diğer bölgesel gelişmelerle iç içe geçmiş bulunan Kürt sorunu bakımından da önemli sonuçlar yarattı.
ABD emperyalizminin ortaya çıkan yeni güç dengelerine bağlı olarak enerji kaynaklarının ve ticaret yolarının kontrolünü güvenceye almak üzere iş birlikçisi bölge gericiliklerinin merkezi otoritesini güçlendirmeye yönelik bir politika sürdürmesi, Kürtlerin ulusal demokratik kazanımlarını da tehdit ediyor. Bu emperyalist politika, başta Erdoğan rejimi olmak üzere bölgedeki iş birlikçi gericiliklerin emelleriyle de birleşerek, Kürdistan coğrafyasının farklı parçalarında elde edilmiş siyasi, askeri ve kültürel kazanımları, merkezi yönetimlere entegrasyon kıskacına alıp baskılıyor.






