7 Kasım 2026 Nûmedya24
Spor

Amedspor'un kimliğini taraftarı ve rakipleri şekillendirdi

'Vahap Coşkun, Vecdi Erbay'a konuştu

Amedspor'un bu kadar popüler hale gelmesinin birkaç sebebi var. Bugün Amedspor'un bölgedeki her ilde taraftarı var. Avrupa'da Amedspor'u çok yakından takip eden bir kitle var. Zannediyorum Amedspor çok daha ilgi odağı olmayı sürdürecek.

Vecdi ERBAY

Vahap Coşkun ile daha önce de söyleşiler yaptım. Konumuz hep memleketin siyaset ahvali üzerine olmuştu. Bu kez buluşmamızın nedeni, yakın zamanda İletişim Yayınları'ndan çıkan "Sahadaki Kimlik: Amedspor" (İletişim Yayınları) kitabı oldu. Amedspor'u konu alan bir kitap yazması muhtemelen pek çok kişiyi şaşırtmıştır. Ben pek şaşırmadım. Trabzonspor'u tuttuğunu, şehrinin takımı Amedspor'u tribünden de izlediğini biliyordum. Gününü izleyeceği maçlara göre planladığını da. Bilmediğim, Vahap Coşkun'un amatör olarak futbol oynadığıydı. Bunu konuşmaya fırsatımız olsa, muhtemelen fakülte takımına hocalık yaptığını da öğrenmiş olacaktım. Yeni kitabı sayesinde buluştuğumuzda bunu da öğrendim. Şimdi bu satırları yazarken, nasıl bir hoca olduğunu merak ettiğimi söylemeliyim.

"Sahadaki Kimlik: Amedspor" kitabını konuştuk Vahap Coşkun'la. Ama tahmin edilebileceği gibi Amedspor'u konuşup siyaseti atlamak mümkün değil. Zaten kitapta da futbol, siyaset ve Amedspor birlikte ilerliyor.

Kitapla ilgili kişisel bir iki cümle kuracak olursam: "Sahadaki Kimlik: Amedspor" Türkiye ve dünyada futbol ile siyasetin iç içe geçtiğini örneklerle anlatan bir kitap. Türkiye'de Diyarbakırspor ve sonra Amedspor'un siyasetle imtihanını da etraflıca ele alıyor. Kitap için saha çalışması da yapılmış ve çeşitli kesimlerden 18 kişi ile belirlenen başlıklar çerçevesinde söyleşiler yapılmış. Kitabın Kaynakça kısmına bakıldığında Vahap Coşku'nun kitap için sıkı çalıştığı görülecektir. Amedspor ve futbolla ilgili verdiği bilgilerin yanı sıra rahat okunur nitelikte olması da kitaba değer katıyor.

Vahap Coşkun ile yeni kitabından yola çıkarak Amedspor'u, siyaseti, futbol ekonomisini, taraftarı konuştuk ve Galatasaray maçının skoru hakkında tahmin yürüttük.

FUTBOLUN TARİHİ VE AMEDSPOR

Klasik soruyla başlayalım: Amedspor'la ilgili kitap hazırlama fikrinin motivasyonu neydi?

Evet, aslında Amedspor adını aldıktan sonra bu camia bütün Türkiye'nin dikkatini çekti ama özellikle 2024'te 2. Lig'den 1. Lig'e çıktığı andan itibaren hem bölgenin hem de Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden biri oldu. Baktığınızda Amedspor'un çok ciddi bir genişleme ve büyüme içinde olduğunu görüyordunuz. Yani daha önce son derece sınırlı bir sayıda taraftara hitap eden bir kulüpken, birden milyonlarca insanın takip ettiği bir kulüp haline geldi. Bunun arkasında hiç kuşkusuz bir takım sosyolojik nedenler yatıyordu. Sadece futbol ile izah edilemeyecek nedenler yatıyordu. Ben de hem bu sosyal olaylara bakan, hem de futbola son derece meraklı birisi olarak, Amedspor fenomenini incelemek istedim ve 2024'ün sonundan itibaren bu konuda çalışmaya başladık.

Önsöz, Giriş ve Sonuç bölümlerini saymazsak kitap üç bölümden oluşuyor: "Futbol, Siyaset ve Memleket", "Kürt Meselesi ve Futbol" ile "Kürtlerin Takımı". Siyaset, futbol, Kürt meselesi ve Amedspor fenomenini kuşatan başlıklar...

Çalışmanın bir tarafı elbette futbolun teorisiyle, tarihiyle ilintili, bir kısmı ise Amedspor'un ne anlam ifade ettiğiyle. Yani hem Amedspor'a gönül verenler açısından, hem Amedspor'a mesafeli duranlar açısından Amedspor'un ne manaya geldiğini araştırmak için görüşmeler, saha çalışmaları da yaptık. Kitabın yayınlanması Amedspor'un Süper Lig'e çıktığı döneme denk geldi.

AMEDSPOR'U BÜYÜTEN UNSURLARDAN BİRİ DE SİYASET

Amedspor Diyarbakır'ın takımı ve burada taraftar bulması çok normal. Ama milyonlarca insan tarafından konuşulmasında siyasetin ne kadar etkisi oldu? Deplasman maçlarında takıma, taraftara, yöneticilere yapılan saldırılar ile dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun takıma yönelik kriminalize eden sözlerinin ne kadar payı var?

Doğru. Amedspor'un bu kadar popüler hale gelmesinin birkaç sebebi var. Öncelikli olarak ismi. Amed ismi bir iddiayı çağrıştırıyor. Belediyespor veya Diskispor iken, herhangi bir şekilde insanlar için cazip olan bir tarafı veya bir iddia içeren tarafı yoktu. Ama Amed ismini aldığınız andan itibaren, ister istemez bakışların üzerinize çevrilmesine sebebiyet veriyorsunuz.

İkincisi, demin senin de bahsettiğin Amedspor'un maruz kaldığı fiili ve hukuki baskılar. Amedspor hem Türkiye Futbol Federasyonu tarafından çeşitli müeyyidelere tabi tutuldu, hem de gittiği deplasmanlarda, gerek diğer kulüp yöneticilerinin, gerekse taraftarların baskısına maruz kaldı. Amedspor'un fiili ve hukuki olarak yaşamış olduğu bu ızdırap hali, taraftarların artmasına, taraftarların Amedspor ile kensisi arasında bir duygudaşlık kurmasına sebebiyet verdi.

Üçüncüsü, Amedspor özellikle siyasetin geri plana çekildiği bir dönemde Kürtlerin önemli bir kısmının bir başarı ihtiyacını karşıladı. Sosyal ve siyasal alanda bir geri çekilme var, sivil alan tamamıyla baskı altında. Bu anlamda Amedspor işte 2024'te elde ettiği başarıyla, daha sonra 2026'daki şampiyonluğuyla Süper Lig'e çıkmasıyla birlikte bir başarı ihtiyacını karşılamayı sağladı.

Dördüncü bir faktör olarak Amedspor, sadece konvansiyonel medyada değil, aynı zamanda sosyal medyada da çok ciddi manada bir etki yarattı. Sosyal medya platformlarında en fazla takip edilen dördüncü kulüp haline geldi. Dolayısıyla insanlar Amedspor hakkında neyin olduğunu çok yakından takip eder bir duruma eriştiler. Yine 1. Lig'e çıktıktan sonra bütün maçlarının televizyondan canlı yayınlanması, Amedspor'a olan ilginin bütün sınırları aşmasını da beraberinde getirdi. Bu da önemli bir husus.

Siyasetin, sosyal hayatın, sivil faaliyetlerin asgariye indiği bir dönemde Amedspor insanlara bir temsil sahası sağladı. İnsanlar sahaya gittiklerinde kendi kimliklerini, kendi siyasal taleplerini orada dillendirebildiler. Ünlü sloganını biliyorsunuz Amedspor'un, taraftarın bir kısmı "Kine em" diye bağırır, diğer kısmı "Kurd in em" diye cevap verir. Tribünlerde Kürtçe tezahüratlar yapılır, maç aralarında Kürtçe şarkılar, türküler çalınır vesaire.

Dolayısıyla bütün sosyal ve siyasal alanın kısıtlandığı bir dönemde Amedspor'un varlığı, tribün için bir temsil alanı sağladı. Bütün bu faktörler bir araya gelince daha önce Şilbe'de son derece az sayıda taraftara oynayan bir kulüp birden Türkiye'de herkesin takip ettiği, taraftarlık bağları sınırlarını aşan bir kulüp haline geldi. Bugün Amedspor'un bölgedeki her ilde taraftarı var. Avrupa'da Amedspor'u çok yakından takip eden bir kitle var ve bu trend özellikle Süper Lig'e çıktıktan sonra daha üst bir seviyeye çıktı. Başarılı sonuçların gelmesiyle birlikte canlılığını korudu. Eğer bu başarı devam ettirilebilirse zannediyorum Amedspor çok daha ilgi odağı olmayı sürdürecek.

STADYUMDAKİ MUHALEFET

Siyasetin zor günler geçirdiği dönemde, Şilbe'de kayyım protesto edilmişti. Kayyımlar bir daha da Amedspor maçlarına gelmediler.

O olay özelindeki hikaye zannederim şu. Amedspor'a önceki dönemlerde belediye birtakım kolaylıklar sağlıyordu, birtakım hizmetler Amedspor'a temin ediyordu. Belediyeler kayyum yönetimine geçtikten sonra Amedspor yönetimi bu hizmetlerin devam etmesini talep etti. Kayyum yönetiminin birtakım istekleri olduğunu ifade etti Amedspor yöneticilerine. Bunlardan bir tanesi Amedspor'un isminin değiştirilmesi, bir diğeri Amedspor'un yönetim yapısının, yönetim kurulunun değiştirilmesiydi. Kayyum yönetiminin bu talebi o dönem Diyarbakır'da epey bir gündem olmuştu. Dolayısıyla protestoların asıl nedeni muhtemelen budur.

Bu protestolar taraftarın politik kimliğine de işaret ediyordu.

Amedspor taraftarının politik kimliğinin Amedspor'a nasıl yansıdığı sorusu ise daha büyük bir soru. Benim görebildiğim kadarıyla şöyle bir sonuç yaratıyor. Bir taraftan bu politik kimlik Amedspor'un taraftar kitlesinin çok hızlı bir şekilde yükselmesini beraberinde getirdi. Bir siyasal partiye oy verenler, sempati duyanlar kendilerini Amedspor'la da ilintilendirdiler. DEM Parti'den bahsediyoruz. Bir bu var, ama Amedspor'un aşırı derecede politikleşmesinin Amedspor'a zarar verdiğini, Amedspor'un başka toplumsal kesimlerle buluşmasının önünde engel oluşturduğunu söyleyen kişiler de var. Yani bir futbol takımının bu kadar fazla politik bir kimliği üzerine almaması gerekiyor diyen bir grup da var. Fakat şunu özellikle belirtmek lazım. Şimdi bir futbol takımının kimlik kazanması sadece o futbol takımının kendisinin veya taraftarlarının işi değil. Aynı zamanda karşı tarafın da size nasıl baktığıyla yakından ilintili. Yani Amedspor'a futbol kulübünün ötesinde bir siyasal kimlik atfeden sadece Amedspor taraftarları değil, rakip taraftarlar da öyle bakıyorlar. Onlar da Amedspor'u bir siyasal kimlik içerisinde değerlendiriyorlar ve tepkilerini ona göre veriyorlar. Dolayısıyla hem sizin bu konuda heveskar olmanız, hem karşı tarafın size bu kimliği yüklemesi, kulüp ile siyasal bağlantıyı çok daha güçlü bir hale getiriyor.

YENİ SÜREÇ VE AMEDSPOR

Süper Lig'e çıkan Amedspor'un kabul görme biçimi hâlâ sorunlu. Ancak siyasetin sert muhalefetinden söz edemeyiz. Bunun nedeni yürütülen süreçtir, diyebilir miyiz?

Önce futbol ve siyaset arasındaki bağlantıya değinmek gerekiyor belki. Futbola siyaset bulaştırmayalım lafı çok kullanılan bir laftır ama bunun bir gerçekliği yoktur. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Futbol ile siyaset her zaman birbirleriyle yakın temas içerisindedirler. Bu da son derece doğaldır. Çünkü futbol kitlesel bir oyundur ve çok ciddi kitlelere hükmedebilir. Dolayısıyla siz bir futbol kulübüyle siyaset arasında bağ kurduğunuzda, belirli bir kitleye doğrudan erişim sağlarsınız. Sporlar içerisindeki en kitlesel olan futboldur. Dolayısıyla siyaset bundan dolayı gözünü bunun üzerinde tutar.

Diğer taraftan futbol çok güçlü bağlılıklar inşa eder. O nedenle siyasal aktörler bu bağlılıkları da kendi lehlerine kullanmak isterler. Ve futbol bir de coşku işidir. Çok coşkulu bir taraftarı kendisiyle birlikte getirir. O nedenle siyasetçiler her zaman futboldan istifade etmek istemişlerdir. Mesela Türkiye'nin 1900'lü yılların başında futbol ile tanışması gerçekleşir ama o günden bu güne aradan geçen 125 yıl içerisinde futbol ile siyaset balansı her zaman yoğun bir şekilde olmuştur. Dolayısıyla ikisini birbirinden ayırt etmek mümkün değil. Şimdi Amedspor'un hikayesinde ise şunu görüyoruz. Türkiye'de Kürt meselesinde rüzgarların sert estiği dönemlerde Amedspor bundan menfi bir şekilde etkilenmiştir hiç kuşkusuz. En önemlisi 2015'te çözüm sürecinin bitmesi, çatışma döneminin başlaması ve Amedspor'un maruz kaldığı uygulamalar. Orada hem TFF tarafından çeşitli cezalara tabi tutulan, hem de deplasmana gittiği hemen her yerde çeşitli tepkilerle karşılaşan bir Amedspor vardı. Ama siyasetin yumuşadığı, çatışmanın olmadığı, politikanın ön plana çıktığı dönemlerde ise Amedspor'a karşı davranışların da değiştiğini görüyoruz. Mesela Amedspor ismi 2014 yılında alındı. Peki bu neyin eseriydi? Hiç kuşkusuz 2013-2015 arasındaki çözüm sürecinin eseriydi. Eğer o dönemde çözüm süreci olmasaydı muhtemelen Amedspor ismi de tescil edilmeyecekti. Çözüm süreci bitince Amedspor'a karşı tavırlar da son derece sertleşti.

Amed diye bir şehir yoktur, Amedspor diye bir takım tanımıyoruz diyen siyasetçiler, takım Süper Lig'e çıkınca tebrik ettiler. Bu da süreçle ilgili olmalı.

Evet, 2024'te başlayan çözüm süreci de Amedspor'a karşı tavırların normalleşmesini beraberinde getirdi. Süleyman Soylu Amedspor'u direkt Kandil'le ilişkilendiren bir dil kurmuştu, "Bahçeli Amed diye bir yer yoktur, Amedspor diye bir yer olmayacaktır" demişti. Ümit Özdağ benzer bir cümle kurmuştu. Ama siyasal alandaki işler biraz daha yumuşayınca Amedspor'a karşı tavır da değişti. Amedspor'un şampiyonluğu kutlandı, Amedspor yöneticileri külliyede diğer şampiyonlarla birlikte ağırlandı ve normalleşti. Dolayısıyla siyasal atmosfer Amedspor'un maruz kaldığı davranışları da bir şekilde belirliyor maalesef.

İKTİDAR AMEDSPOR'U KABUL EDİYOR

Amedspor'un iktidar tarafından kabul görmesi bir birlik mesajı ya da son günlerin kavramıyla entegrasyon çabası olabilir mi?

Amedspor'un birçok şekilde okuması yapılabilir. Bir taraftan Kürt kimliğini sahiplenme var, sahada bunu gösteriyor. Kürt kimliği nasıl sahipleniliyor? Bir taraftan ismiyle, tavırlarıyla sahipleniliyor veya dünyanın herhangi bir yerinde Kürtlere yönelik bir hak ihlali olduğunda buna tepki göstermekle sahipleniyor.

Diğer taraftan Türkiye'nin futboldaki en üst seviyesinde oynuyor ve Türkiye'ye yönelik bir iddiayı da içeriyor. Türkiye ile bir irtibat kuruyor. Futbol bir uzlaşmaya kapı aralayabilir, ama ayrımcılığın gösterildiği sahneye de dönüşebilir. Amedspor'da her ikisini de gördük bugüne kadar. Şimdi çözüm sürecinin varlığı bu uzlaşma, bütünleşme yönündeki trendin daha baskın hale gelmesini beraberinde getiriyor. İşte Süper Lig'e çıktı, son derece kritik maçlar oynadı, Erzurum gibi, Kocaeli gibi, Trabzonspor gibi maçlar oynadı ama çok şükür burada herhangi bir şekilde futbola gölge düşürecek bir hadise meydana gelmedi.

Dolayısıyla bunun bir uzlaşmaya mı, bütünleşmeye mi yoksa bir ayrışmaya mı, çatışmaya mı sebebiyet vereceği bu süreç içerisindeki aktörlerin nasıl rol oynayacaklarına bağlı. Yani politik aktörler, bürokratlar, diğer futbol kulüpleri, taraftar gruplarının Amedspor'a karşı takınacakları tavırlar ile Amedspor'un da onlara karşı alacağı tavırlar belirleyici olacak.

Şöyle bir şey de var, Kürtler bir şekilde Türkiye ile entegre olmuşlar. Entegrasyon kelimesinin rahatsız edici bir tınısı var. O nedenle mümkün mertebe entegrasyon kavramını kullanmaktan imtina ediyorum. Bütünleşme, bir araya gelme gibi kavramları kullanmaya dikkat ediyorum. Kürtler zaten 1950'lerden başlayarak bir şekilde Türkiye ile bütünleşme veya Türkiye'nin tamamında yer almaya yönelik bir sosyolojik süreçten geçiyorlar. Bunlar bazen gönüllü oluyor, ekonomik nedenlerden Türkiye'nin batısına gitme ve orada yaşamak; bazen de zorunlu oluyor, 1990'larda köy boşaltmalarda olduğu gibi. Ama ister zorunlu, ister gönüllü olsun aradan geçen çeyrek asırda şöyle bir sosyolojik gerçekle karşılaşıyoruz. Türkiye'nin tamamında bir Kürt varlığı var. Bu anlamda baktığınızda Kürt kimliği, tırnak içerisinde, en Türkiyeli kimlik, çünkü Türkiye'nin her tarafında Kürtler var. Amedspor da bu Kürt kimliğini sahiplenmekle birlikte, Türkiye liginde mücadele ederek hem Kürt kimliğini hem de o Türkiyelilik kimliğini bir araya getiren bir kulübe dönüşüyor. Amedspor'un şampiyonluk maçının İzmir'den Manisa'ya, İstanbul'dan Muş'a kadar her yerde büyük ekranlar kurularak seyredilmesinin altında yatan temel unsurlardan bir tanesi de bu.

MALİ GÜCÜNÜZ YOKSA LİGDE KALAMAZSINIZ

2015'ten sonra Kürt siyasetçilere akla zarar baskılar yapıldı. Aynı tarihte benzer baskılardan Amedspor da nasiplendi. Kriminalize edilen kulüp ekonomik olarak da çökertilmek istendi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ve iş çevreleri takımı ayakta tuttu. Süper Lig'e çıkan takımın ekonomik ihtiyaçları da arttı. İş çevrelerinden rahatsızlığın dile getirildiğini de hesaba katarak, takım kendisini nasıl finanse etmeli?

Evet, futbol tamamıyla artık muazzam bir endüstriyel alan, bir ekonomik sektör. Ve dolayısıyla burada ciddi manada paralar dönüyor, transferler dudak uçuklatan cinsten. Süper Lig'de kalmanız için de sizin iyi bir kadro kurmanız gerekiyor. Bu da mali sürdürülebilirliği zorunlu kılıyor. Mali olarak güçlü olmadığınız takdirde bir süre belki bir başarı elde edebilirsiniz ama onu sürdürmeniz son derece güç. Süper Lig'e çıktığınız andan itibaren sizin gelirleriniz de giderleriniz de aynı şekilde artıyor. Futbolda birtakım gelirler var. Yayın gelirleri, tribün gelirleri, sponsorluklar, isim hakkı gibi. Bu gelirlerinizin yanında bağışlar vesaire de gelirleri oluşturabilir. Bu gelirlerin iyi bir şekilde kullanılması halinde takımın kendini sürdürebilme imkanı var.

Bir diğer husus ise altyapı ve futbolcu yetiştirme. Yani altyapınızda birtakım futbolcular yetiştirebiliyorsanız, bu futbolculardan elde edeceğiniz gelirlerle kendinizi finanse edebiliyorsunuz. Bunun dünyada çeşitli örnekleri var. En büyük örneklerinden bir tanesi Atletico Bilbao'dur. Türkiye'de de iyi örnekleri var, Trabzonspor gibi, işte Altınordu gibi, Gençlerbirliği gibi. Dolayısıyla Amedspor'un burada bunu önüne koyup artık ciddi manada kurumsallaşması gerekiyor. Aksi takdirde 1. Lig'de devam etmeniz zorlaşabiliyor. Ama şu anda ekonomik olarak kendini finanse edebilecek gücü yok. Yani aslında kulübün gelirleri fena değil. Mesela bu ilk 3 haftada, basında okudum, kulübün elde ettiği gelir 330 milyon TL'ydi. Yani geçen seneki bütün bir yılın bütçesinin neredeyse yarısı kadar. Bu gelirler az değil ama gideri de çok fazla. O nedenle kulübün gelir getiren işler yapması lazım. Bu biraz normalleşmeyle de ilintili bir durum. Yani Amedspor'un varlığı normalleştikçe, herhangi bir tepkinin adresi olmaktan çıktıkça mesela Amedspor'un gelir kalemleri de artabilir. Ciddi kurumlar sponsor olmak isteyebilirler. Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde taraftarlarınız varsa bu bütün şirketler açısından ciddi bir reklam alanı demek, dolayısıyla sponsorluklarınızı artırabilir. O nedenle Amedspor'un bundan sonraki dönemde bir taraftan sponsorluk gelirlerini artırma, diğer taraftan bu doğal rutin gelirlerini iyi bir şekilde kullanma yönünde bir kurumsallaşmaya gitmesi lazım. Aksi takdirde bunu sürdürebilmenin imkanı yok.

Üyelik de bir gelir kapısı olabilir. Ama kulüp buna pek sıcak bakmıyor.

Bizim mesela bu araştırmamızda en çok tartışılan konulardan bir tanesi üyelik konusuydu. Üye olabilmenin sıkı şartlara bağlanması, bunun özellikle sınırlı tutulmaya çalışılması en çok eleştirilen konulardan bir tanesiydi. Bunun sebebi de Amedspor'u şu anda yöneten aklın kulübün kitleye açılması halinde kulübü ellerinden kaçırabileceklerine yönelik endişesi.

İSTİŞARE KURULU'NA ELEŞTİRİLER

​İstişare Kurulu da var. Siz de orada görev aldınız. Çeşitli eleştiriler yapıldığı için soruyorum, Kurul işlevini yerine getirdi mi?

Evet, bu şekildeki bir yapılanma başka bir yerde yok, onu söyleyeyim. O da biraz şartların zorlamasından doğan bir unsurdu. Amedspor demin bahsettiğimiz bu fiili ve hukuki baskılara maruz kalınca onu bir şekilde şehrin sahiplenmesi, şehrin önde gelen sivil toplum kuruluşlarının Amedspor'a hem maddi hem de manevi destek sağlaması, bir nevi onun önünde kalkan olması amacıyla oluşturulan bir kuruldur. İstişare kurulu özellikle Amedspor'a yönelik herhangi bir haksızlık olduğunda açıklama yapmak üzerinden bir faaliyet gösterdi şimdiye kadar. Ama istişare kuruluna yönelik çok ciddi eleştiriler de var. Bu eleştirilerden bir kısmı istişare kurulunun nasıl seçildiğinin belli olmaması, istişare kurulunda yer alan kişilerin futbol alanına hakim olmamaları yönünde. İstişare kurulunun özellikle geçmiş dönemlerde yönetim kurulu üzerinde neredeyse bir vesayet odağı olarak görülmesi yine eleştirilen hususlardan bir tanesiydi.

Şimdi bu, başka kulüplerde de örneği olmadığı için hem dikkat çekiyor hem de daha fazla eleştirilen hususlardan bir tanesi oluyor. Ama bunun sembolik bir manası vardı benim kanaatime göre ve Amedspor açısından müspet fonksiyon gördüğü yerler de oldu. Ama ben Amedspor'un çok daha profesyonel bir akıl ile yönetilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bir istişare kurulu elbette olabilir ama bu istişare kurulu benim kanaatime göre şu anki yapısından daha farklı bir yapıda olmalı. Yani daha kompakt, daha az sayıda, daha profesyonellerden oluşan bir yapıda olmalı ve çok da görünür olmamalı. Çünkü burada asıl belirleyici olan yer yönetimdi, hesap verecek olan yönetimidir. Dolayısıyla istişarenin bu kadar ön plana çıkmamasının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu yöndeki eleştiriler kulübü, istişareyi iyi etkilemiş olmalı ki, bu sene geçmiş yıllara oranla çok fazla ön plana çıkmıyor.

AMEDSPOR BÖLGENİN DİĞER KULÜPLERİNİ DE MOTİVE EDİYOR

Bölgenin diğer takımları gayet iyi bir sezon geçiriyor. Amedspor'un genel etkisi diyebilir miyiz?

Bir ara "Futbol Doğudan Yükselir" diye yazmıştım. Evet, diğer kulüplerde de ciddi bir atılım görüyoruz. Bingölspor ve Mardinspor bir üst lige çıktı. Iğdır zaten 1. Lig'deydi. Batman Petrolspor bir üste çıktı. Çıktıkları ligde konuk olacakları intibasını vermediler. Daha üst seviyede mücadele edecekleri, başa güreşeceklerinin mesajını verdiler. Bunda Amedspor'un ne kadar katkısı oldu? Amedspor'un şöyle bir etkisi var. Amedspor çeşitli açılardan örnek oldu. Özellikle sosyal olaylara hassasiyet gösterme babında ve mesela Kürtçenin kullanılması babında Amedspor son derece ciddi bir örnek teşkil etti. Biliyorsunuz, resmi sosyal medyasında Kürtçe kullanmak Amedspor ile başladı. Amedspor'un bunu ısrarlı bir şekilde sürdürmesinin bir sonucu olarak, diğer kulüpler de bunu örnek aldılar. Kulübün sezon başındaki forma tanıtımlarında, futbolcu tanıtımlarında, genel olarak kulübün maç tanıtımlarında artık diğer kulüplerin de yoğun bir şekilde Kürtçe kullandıklarına tanık oluyoruz. Bu anlamda bir örneklik teşkil ediyor. Amedspor bölgedeki kulüplerle ilişkileri geliştirme babında daha yoğun harekete geçebilir. Sezon başında bunun birtakım işaretlerini gördük, bazı futbolcuların bölgesindeki illere transferinde kolaylık sağlanması gibi.

SİYASETİN SORUNLARINI AMEDSPOR ÇÖZEMEZ

Bölgede Amedspor'la yoğunlaşan futbola ilgi, futbol insanları siyasetten uzaklaştırıyor mu, diye bir endişeye neden oldu. Kürtler futbolla uyutuluyor mu? Siz ne dersiniz?

Bu ezelden beri bir tartışmadır. Futbol nedir, futbol neye yarar? Buna dair iki temel okuma var başından beri. Bir tanesi şudur: Futbol kitleleri uyutmaya yarayan bir araçtır. Üç F'nin F'sinden bir tanesidir. Fado, Fiesta ve futbol. Portekiz diktatörü Salazar'a atfedilir. Salazar, ondan sonra İspanya'da Franco, bunların kitleleri futbol ile bir şekilde uyuttuğu ifade edilir. Bu bir okumadır ve bu Türkiye'de çok da etkili olmuştur. Mesela bizde eli kalem tutanlar uzun süre futbolu küçümsemişlerdir. Bunu işte ayak takımının ilgileneceği bir oyun olarak görmüşlerdir. Herhangi bir şekilde futboldaki o sosyal hissiyatın üzerine eğilmeyi gerekli görmemişlerdir. Ama futbol diğer yönüyle bir temsiliyet alanıdır, futbol bir muhalefet alanıdır ve dünyada bunun çeşitli örnekleri vardır. İspanya dediğinizde Katalan kimliği ile özdeşleşen bir Barcelona, Bask kimliği ile özdeşleşen bir Bilbao'dan bahsediyorsunuz. İskoçya'ya gelin, işte Katolik kimliği ile özdeşleşen bir Celtic var veya işte İtalya'ya gidin orada çeşitli sınıflarla, bölgelerle uzlaşan kimlikleri görebiliyorsunuz. Dolayısıyla futbolu, siyaseti öldüren, siyasal hevesleri kıran bir okuma bana ters geliyor. Ben bunu doğru bulmuyorum. Siyasetin sorunlarını siyaset çözer. Futbolun birtakım siyasal çağrışımları olabilir, siyasal alana yönelik birtakım mesajları da bulunabilir. Siyasetin daraldığı alanlarda bir siyasal temsil alanına dönüşebilir futbol. Ama futbol siyasal alandaki sorunları çözmez. Kürt meselesindeki bazı problem alanlarının görülmesini sağlayabilir Amedspor ama Amedspor Kürt meselesini çözemez. Onu siyaset çözecektir. Bu nedenle Amedspor'un üzerine haddinden fazla yük yüklemekten de kaçınmak gerekir.

Bana öyle geliyor ki o ağır yük çoktan yüklendi takımın omuzlarına. Geçmiş tarihlerde iktidar Diyarbakırspor'a çok yük yükledi. Gaffar Okan örneğinde olduğu gibi. Amedspor'a ise külliyeye davet ederek hem iktidar, hem de sahiplenme biçimiyle Kürtler çok yük yükledi Amedspor'a.

Rejimin 1980 darbesinden sonra futbolu kitleleri bir uyutma aracı olarak kullandığını çok iyi biliyoruz. Fakat futbolun şöyle bir tarafı var, çok kontrol edilebilir bir husus değil. Yani dolayısıyla sizin niyetinizin ötesinde birtakım gelişmeler olabilir. Diyarbakırspor açısından da öyle. Örneğin Diyarbakırspor'un her zaman ikili bir kimliği oldu. Bir taraftan devletin takımı olarak kodlandı. 1970'li yıllarda diğer kulüpler Diyarbakırspor'u federasyonun kulübü diye sert bir şekilde eleştiriyorlar. Ama Diyarbakırspor bir taraftan devletin takımı iken diğer taraftan yine istese de istemese de bir Kürt kimliğini üzerine aldı. Hatta demin bahsettiğin emniyet müdürü Gaffar Okkan'ın neredeyse hamiliğini üstlendiği bir kulüp olmasına rağmen, Diyarbakırspor deplasmana gittiğinde "PKK dışarı, Kürtler dışarı" sloganlarıyla karşılandı.

Dolayısıyla iktidarlar futbolu bu amaçla kullanabilirler. 1960'lı yıllardan bu yana iktidarların bir bütünleşme, bir telafi aracı olarak futbolu Kürt meselesinde kullandığını biliyoruz. Ama bu tamamiyle onların istediği yönde gideceği anlamına gelmemiştir. Futbol sahaları aynı zamanda siyasal taleplerin dile getirildiği bir alan da oluyor. Suriye'de saçı kesilen Kürt kadının protestosunun yapıldığı alan da Amedspor tribünleri oluyor, Leyla Zana'ya edilen küfrün protesto edildiği alan da Amedspor tribünü oluyor. Dolayısıyla Amedspor'un burada bize siyaseti unutturması gibi bir şey söz konusu değil. Bir de siyaset çok iyi işler yapıyor da Amedspor onun neyini engelledi bugüne kadar? Öyle bir durum yok. Yani siyasal aktörler Amedspor'un varlığını kendi siyasetlerini çok daha kitleselleştirecek, çok daha gürbüzleştirecek bir alan olarak kullanabilirler. Ama eğer bir eksiklik varsa bu Amedspor'un veya futbolun kendisinden kaynaklanan değildir, siyasetin maharetinin eksikliğinden kaynaklanan bir şeydir. DEM Parti milletvekilleri stadda izliyor maçı. Hatta DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Pervin Buldan, Serhat Eren Yüksek Kahve'de halkın içinde maç izlediler. Dolayısıyla siyasetin belki yeniden kurulduğu bir alan olarak kodluyorum bunu.

BEN BİR FUTBOL MEFTUNUYUM

Ben lalettayin bir futbol sevdalısı değilim, bir futbol meftunuyum. Küçük yaştan beri çok yakından takip ederim hem Türkiye hem dünya futbolunu. TRT'nin tek kanallı olduğu dönemlerde benim en sevdiğim programlardan bir tanesi Avrupa'dan Futbol'dur. Gece yarılarına kadar bekler, futbol programlarını seyreder, futbolcu isimlerini ezberlerdim. O nedenle futbol geçmişten bugüne sürekli yaşamın ortasında duruyor.

Peki Trabzonspor taraftarı olmanızın nedeni nedir?

Abim amatör futbolcuydu ve Fenerbahçeli idi. Büyük abim, kardeşim de Fenerbahçeli. Aile Fenerli yani. Yeni yetişen kuşakların içerisinde çeşitlendi artık, Galatasaraylılar ve Beşiktaşlılar da var. Ben 1973'te doğdum. 1979'da ilkokula başladım ve kendimi bildim bileli Trabzonspor'u tutuyorum. Diyarbakır'da İsmetpaşa İlkokulunda okuyordum. Okuldaki iki Trabzonspor taraftarından biri bendim, diğerleri Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe arasında dağılıyordu. Neden böyle olduğuna dair daha sonra kendime yaptığım bir açıklama var. Trabzonspor, Bizans'a karşı çıkan, Anadolu ihtilalini yaratan bir kulüp, ondan dolayı ben Trabzonspor'u tutuyorum.

Bu resmi görüş ama daha sosyolojik görüşüm şudur: Çocuklar başarıyı severler, Trabzonspor'un Türkiye ligini domine ettiği bir tarih. 77-84 arasındaki dönemde Trabzonspor altı şampiyonluk elde etti. Muhtemelen o şampiyon takımı tutmaktan kaynaklanan bir heves ve ondan dolayı Trabzonspor'u tuttum. O günden bugüne de Trabzonspor maçlarına gitmeye çalışıyorum. Türkiye'deki futbol Avrupa'dakinden farklı bir şekilde gelişti. Yani futbolun sosyolojisi burada çok daha farklı. Burada İstanbul merkezli bir futbol anlayışı doğdu ve insanların büyük bir kısmı üç büyük takımı tuttu. Sonra Trabzonspor çıktı. Trabzonspor'un taraftarları da doğdu. Bu doğal bir durum. Şimdi Amedspor 2015'te doğmuş bir kulüp. Ben 1979'dan beri Trabzonspor taraftarıyım. Amedspor'dan istişare kurulunda yer almama yönelik bir istek olunca elbette ki Amedspor'un çok başarılı olmasını, ligde iyi yerlere gelmesini isteyen birisi olarak çok zevkle bunun içerisinde yer aldım. Amedspor'un istişare kurulundayken elbette ki Amedspor'un kiminle mücadele ederse etsin başarılı olmasını, galip gelmesini isterdim. Ama Amedspor'un istişare kurulunda olmam benim Trabzonsporluluktan vazgeçmem anlamına gelmez, gelmemeli. Kimse de böyle bir şey talep etmemeli. Bu benim bütün hayatımdan vazgeçmem anlamına gelir. Ben gerçekten futbola tutkuyla bağlı bir taraftarın kulübünü değiştirmeyeceğine inanıyorum. İngiltere Premier Lig'in CEO'suna sorduklarında, hayatınızı değiştirebilirsiniz, tipinizi değiştirebilirsiniz, eşinizi değiştirebilirsiniz, dininizi değiştirebilirsiniz ama kulübünüzü değiştiremezsiniz, diyor. Arjantinliler bunu daha üst bir seviyeye taşırlar: Cinsiyetinizi bile değiştirebilirsiniz ama annenizi ve kulübünüzü değiştiremezsiniz.

Amedspor kendi sahasında Trabzonspor'u yendi. Ne hissettiniz?

Trabzonspor yenildiğinde en az üzüldüğüm takım Amedspor olur. Ama yine de üzülürüm.

GALATASARAY MAÇI BÜTÜN SKORLARA AÇIK

Takımı ve performansı için ne söylemek istersiniz?

Amedspor çok hızlı bir şekilde büyüdü ve bu büyümesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi bence başarı. Kendi evindeki 6 maçı kazanması, sadece 1 yenilgi alması, şu anda Süper Lig'de ikinci sırada bulunması beklentileri daha da yükseltti. Artık insanlar Avrupa kupalarına gitmekten bahsediyorlar. Oluşturduğunuz kadro eğer kendi içerisinde bir uyumu sağlamışsa, bu sizin başarılı olmanızı sağlayacak. Amedspor 17 futbolcu sattı, 18 futbolcu aldı, neredeyse sıfırdan bir takım kurdu. Bu kadro kısa süre içerisinde kaynaştı, bu önemli bir şey. 2. bir faktör Amedspor'un karakterine uygun bir teknik direktör, disiplinli, hevesli, şevkli, sürekli sahanın içerisinde olan ve gerçekten bir oyun aklı olan bir hoca. Hoca seçimi de son derece doğru. 1 hoca, 2 kadro, 3 taraftar. Taraftarın yaratmış olduğu inanılmaz bir atmosfer var. Maç günleri Diyarbakır neredeyse Amedspor'la birlikte nefes alıp veriyor. Bu hiç kuşkusuz takımı, takımdaki heyecanı da etkileyen unsurlardan bir tanesi.

Sevinmeye aç taraftarın heyecanı takıma da yansıyor sanki.

Evet, futbolcusundan teknik direktörüne kadar yansıyor. Futbolda kullanılan bir tabir var. Eğer transfer yapacaksanız aç futbolcu veya aç hoca transfer edin. Başarıya aç hoca, başarıya aç futbolcu. Onlar koparmak isterler, mücadele ederler. Tatmin olmuş, bütün başarıları tatmış birisini motive etmek son derece güç. Maç ne olur? Amedspor puanla dönebilirse büyük başarı olur. Gönlümden geçen budur.

Bugün Amedspor Galatasaray deplasmanında zorlu bir sınav verecek. Bu maç lideri de belirleyecek. Maçla ilgili tahmininiz var mı?

Amedspor evinde Trabzonspor'u, Beşiktaş'ı, Başakşehir'i yendi. Galatasaray deplasmanından yenilmeden gelirse o zaman Amedspor'un başarısının tesadüfi olmadığı, bir futbol aklının başarısı olarak tescil edilecektir ki bu son derece önemli. Dolayısıyla beraberlik veya galibiyet halinde Amedspor artık Süper Lig'de gerçekten iddialı bir konuma gelecektir. Ne olur, maçı alın ya da berabere kalın. İnşallah Amedspor yener, diyorum. Kağıt üzerinde baktığınızda elbette Galatasaray favori ama Amedspor'un bu sene göstermiş olduğu performansı gördüğünüzde bütün skorlara açık bir maç olacak. Amedspor'da Ballet'in olmaması, kırmızı kart görmesi önemli bir eksiklik bu maç açısından. Ama onun yerine oynayacak olanlar da ellerinden geleni yapacaklardır.

İlgili Haberler

Anasayfa