
Doğu Ergil yazdı
Türkiye ve İran üzerinden kültürel hegemonyanın anatomisi
Bazı rejimler, kötü yönetilen ekonominin doğurduğu hoşnutsuzluğu zor kullanarak bastırsalar da kayda değer bir toplumsal desteği muhafaza ederler.

Siyaset bilimci, akademisyen ve yazar. Uzun yıllar üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. Çalışma alanları arasında etnik kimlikler, demokrasi, siyasal katılım, çatışma çözümü ve insan hakları yer alır. Türkiye’de toplumsal barış ve Kürt meselesi üzerine hazırlanan çeşitli akademik ve saha araştırmalarında yer almıştır. 1995 yılında TOBB Başkanlık Danışmanlığı görevindeyken Doğu Raporu’nu hazırladı. 45 kitap ve çeşitli dillerde yayımlanmış düzinelerce bilimsel makalesi ve kitap bölümü vardır.

Türkiye ve İran üzerinden kültürel hegemonyanın anatomisi
Bazı rejimler, kötü yönetilen ekonominin doğurduğu hoşnutsuzluğu zor kullanarak bastırsalar da kayda değer bir toplumsal desteği muhafaza ederler.

Türkiye’nin Kürt meselesi ve Suriye’nin kuzeyindeki Rojava oluşumuna yaklaşımı, son on yılda güvenlik merkezli bir çerçeveye sıkışmış durumdadır.

Liberal uluslararası düzen öldü mü? Ya sonrası?

“Liberal Uluslararası Düzen”, II. Dünya Savaşı sonrasında özellikle ABD öncülüğünde inşa edilen ve uluslararası ilişkileri kurallara, kurumlara ve karşılıklı bağımlılığa dayandırmayı amaçlayan…

ABD’nin İran stratejisi
Kuvvetle muhtemeldir ki ABD’nin İran’daki stratejik amacı İran’ı yıkmak; yeni bir Körfez savaşı başlatmak veya küresel enerji akışını kökten kesmek değildir.

Kuvvetle muhtemeldir ki ABD’nin İran’daki stratejik amacı İran’ı yıkmak; yeni bir Körfez savaşı başlatmak veya küresel enerji akışını kökten kesmek değildir. ABD’nin temel hedefi, bir ölçüde kendisinin de payı olduğu küresel hegemonik çözülmeyi zamana yaymak, alternatif sistemlerin senkronize ve düşük maliyetli biçimde kurumsallaşmasını geciktirmektir. İran bu stratejide bir "hedef ülke"den çok, sistemsel bir düğüm noktasıdır.

Çöküş Yanılsaması mı, Düzeltme Süreci mi?

Küresel düzen neden çatırdıyor ve bu neden tesadüf değil?
Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal sarsıntılar çoğu zaman “çöküş” kavramıyla ifade ediliyor.