Fransa’nın yüksek bütçe açığı ve 2027 seçimleri öncesindeki siyasi belirsizlik, ülkenin borçlanma maliyetlerini artırıyor. ABD basınında da geniş yer bulan gelişme, Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisinin mali dengelerine ilişkin endişeleri büyütüyor.
HABER MERKEZİ- Fransa’nın kamu maliyesindeki sorunlar uluslararası yatırımcıların ve basının gündeminde daha fazla yer tutmaya başladı. Yıllardır devam eden bütçe açıkları, yavaş ekonomik büyüme ve hükümetin siyasi hareket alanının daralması, ülkenin borçlanma maliyetleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Le Monde‘un aktardığı verilere göre Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 4,89’a yükselirken Almanya’da aynı vadeli tahvilin faizi yüzde 3,47 seviyesinde bulunuyor. Fransa’nın borçlanma maliyetinin Yunanistan’ın üzerine çıkması da yatırımcıların ülkeye ilişkin kaygılarının göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Fransa’nın bütçe açığı, geçici bir ekonomik sorundan ibaret değil. Ülke 1974’ten bu yana bütçesini dengeleyemedi. Kamu harcamalarının yüksekliği, ekonomik büyümenin sınırlı kalması ve vergi politikalarına ilişkin anlaşmazlıklar, açığın kapatılmasını zorlaştırıyor.
Hükümetin önündeki en önemli sınavlardan biri 2027 bütçesini kabul ettirmek.
Maliye Bakanı Roland Lescure, bütçenin geçirilmesi için gerekli adımların atılacağını belirtirken parlamentodaki siyasi dengeler sürecin nasıl ilerleyeceğini belirsiz kılıyor.
Sorun Fransa’yla sınırlı değil. Avrupa’nın başlıca ekonomilerinden birinde yaşanacak mali sarsıntı, avronun değerini, devlet tahvillerini ve bölgenin ekonomik görünümünü etkileyebilir.
ABD’li yatırımcıların Fransız borç piyasasındaki payı sınırlı olsa da Washington’daki finans çevrelerinin gelişmeleri yakından izlemesi, meselenin uluslararası boyutunu ortaya koyuyor.







