BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Hukukçu Ertekin’den Anayasa uyarısı:

"Türkiye'de Anayasaya ihtiyaç yok, çünkü Anayasa yok"

Hukukçu Ertekin’den Anayasa uyarısı:
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Türkiye’de yürütülen anayasa tartışmalarını değerlendiren Prof. Dr. Orhan Gazi Ertekin, “Yürürlükte uygulanmayan bir metin varken anayasa tartışmak anlamsızdır” diyerek, asıl krizin metin eksikliği değil, devleti ve iktidarı sınırlandıracak bir “anayasacılık” iradesinin yokluğu olduğunu söyledi.

HABER MERKEZİ-  Türkiye’de yürütülen yeni anayasa tartışmaları ve olası bir çözüm süreci gündemdeki yerini korurken, hukukçu ve akademisyen Prof. Dr. Orhan Gazi Ertekin mevcut tablonun bir “anayasa metni” meselesi değil, doğrudan bir “anayasacılık” krizi olduğunu vurguladı.

Mezopotamya Haber Ajansı‘ndan Tolga Güney ile Berivan Altan’ın sorularını yanıtlayan Ertekin, devlet erkinin ve iktidarın hukukla sınırlandırılmadığı bir vasatta, uygulanmayan bir metnin değiştirilmesinin tek başına anlam taşımayacağını belirtti.

“SORUN METİNDE DEĞİL

Türkiye’nin fiilen bir anayasasızlık sürecinden geçtiğini savunan Ertekin, yürürlükteki metnin kamusal ve siyasal alanda bir bağlayıcılığının kalmadığını dile getirdi. 15 Temmuz sonrasında iktidar alanını denetleyen ya da sınırlayan anayasal mekanizmaların işlevsizleştiğine dikkat çeken akademisyen, temel meselesinin “egemeni ilkelerle ve hukukla bağlı tutmak” anlamına gelen anayasacılık düşüncesinin yokluğu olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ertekin, mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde şu hususlara dikkat çekti:

“Türkiye’nin bir anayasa metni sorunu yok; uygulanmayan bir şeyin kendi sorunlarını da yaşayamayız. Asıl mesele, iktidar alanını sınırlayacak, egemenin yetkilerini denetleyecek bir anayasacılık mekanizmasının bulunmamasıdır. Bugün iktidarın birçok eylemi anayasa dışı bir zeminde şekillenmektedir.”

“KÜRTLER VE ALEVİLER KURUCU ÖZNE OLMALI”

Anayasal bir reformun başarıya ulaşabilmesi için 1924’ten bu yana karar mekanizmalarının dışında tutulan toplumsal kesimlerin merkeze taşınması gerektiğini ifade eden Ertekin; Kürtler, Aleviler, gayrimüslimler ve diğer farklı grupların güç ilişkilerine dâhil edilerek birer “kurucu özne” haline getirilmesinin şart olduğunu kaydetti.

Özellikle anayasadaki vatandaşlık tanımına işaret eden Ertekin, 66. maddenin hukuki bir statü olan yurttaşlığı etnik ve kültürel bir aidiyetle özdeşleştirdiğini savundu. Vatandaşlık ile etnik kimliğin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtan Ertekin, yerel özerklik alanlarının tanınması, kayyum uygulamalarının sonlandırılması ve anadilde eğitimin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.

“ŞEFFAF OLMAYAN MÜZAKERE TOPLUMSAL DİNAMİZMİ ZAYIFLATIYOR”

Mevcut konjonktürde iktidarın yeni anayasa ve barış arayışlarında ana muhatap olarak Kürt hareketini gördüğünü belirtan Ertekin, bu durumun tarihi bir fırsat barındırmakla birlikte ciddi riskler de taşıdığını vurguladı. Kapalı kapılar arkasında yürütülen ve şeffaf olmayan süreçlerin toplumdaki umut ve enerjiyi aşındırdığını ifade eden akademisyen, şu uyarılarda bulundu:

“Türk barışı” tıpkı “İran barışı” ve “İsrail barışı” gibi son derece öğretici ve ibretlik derslerle dolu. Yani Qasimlo barış için çağırılıyor ve İran tarafından öldürülüyor. Qazî Muhammed İran’a teslim oluyor ve İran’lar tarafından asılıyor. İsrail barıştığı anda soykırım uyguluyor. Türk barışı da, bu barışlardan bir tanesi… Riskleri var. İhtimaller var. Bu ihtimallerin dışına çıkma, bu ihtimalleri kabul etmeme lüksü kimsenin yok. Ama son derece karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. İktidarın en çok istediği şey; şimdilik “uygulamaları değil, yasaları konuşalım” diyor. O yasalar üzerinden Kürt topluluklarının, Kürt hareketinin muhatap alındığı iddia ediliyor. Bu yabana atılacak bir şey değil. Yani muhatap alınıyor. Evet, ama yani sonsuza kadar böyle gitmemesi gerekiyor.

Artık sürekli yararlanıcı bir ilişkiye döndüğü andan itibaren, bir dönüşüm ve değişim yaratmayan bir Türk barışının, süreçleri ertelemek dışında bir sonuca yol açmayacağını düşünüyorum. Yasalardan çok uygulamalara bakalım, diye düşünüyorum. Yeni geleneklerin inşasına, yeni uygulamalara, en azından tutsakların serbest bırakılmasının önemli bir başlangıç sayılabileceğini düşünüyorum. Şu an toplum bu konuyu mümkün olduğu kadar konuşmamaya çalışıyor. Mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışıyor ve eleştirel olmakta çekiniliyor. Bu da son derece tehlikeli. Dinamik, açık ve sesli bir barış sürecine ihtiyacımız var. Daha çok konuşmak, daha çok uygulama ve arkasından bunun yasalarla tanımlanması ve tamamlanması tabii”

“SINIRSIZ İKTİDAR HERKES İÇİN TEHDİT

Türkiye siyasi tarihinde merkeze hakim olan gücün muhalifleri tasfiye ettiği “sıfır toplamlı” bir geleneğin yerleştiğini ifade eden Ertekin, denetlenemeyen bir iktidar yapısının uzun vadede tüm kesimler için risk oluşturduğunu belirtti.

Hukuk devletinin askıya alındığı sistemlerde failler ile mağdurların zamanla yer değiştirdiğini hatırlatan Ertekin, tek kalıcı çözümün egemenin yetkilerini sınırlandıran, özerklikleri tanıyan ve toplumsal çeşitliliği yansıtan demokratik bir toplumsal sözleşme olduğunu vurguladı.

Benzer Haberler

4 ölü, 4 kayıp: Yeni felaketler nasıl önlenebilir?

Felaketin bilançosu ağır, İçişleri Bakanı uyarıyor

Hukukçu Ertekin’den Anayasa uyarısı:

"Türkiye'de Anayasaya ihtiyaç yok, çünkü Anayasa yok"

Yeniden yargılanma talebi reddedilmişti

Osman Kavala: Yargının itibarına da zarar veriliyor

Emir Sarıgül hakkında da gözaltı kararı

Murat Ağırel, Aylin Kotil ve Ömer Sarıgül gözaltına alındı

Karar açıklandı

48 kişi CHP'den ihraç edildi

AB ve Avrupa Konseyi’ne çağrı

AP Kürt Konferansı bitti: 20 öneri açıklandı

2027 bütçe mesaisi başlıyor

DEM Parti bütçe önerilerini açıkladı, kampanyaya hazırlanıyor

Gerekçe savunmasında kullandığı ifadeler

Ekrem İmamoğlu hakkında yine soruşturma