Rüştü Demirkaya
Fransa’da yaşananlar, Emmanuel Macron’un iktidarının son dönemini sarsan yeni bir toplumsal kriz olarak değerlendiriliyor. Yüz binlerce insanın katıldığı gösteriler, birçok kentte şiddet olaylarına sahne olurken hükümetin yanıtı sokağa çıkma kısıtlamaları ve güvenlik önlemlerini artırmak oldu. Ancak Fransa’da olup bitenleri yalnızca sokak gösterileri, polis müdahaleleri veya Macron’un siyasal geleceği üzerinden değerlendirmek, meselenin Avrupa açısından taşıdığı anlamı gözden kaçırmak olur.
Çünkü Fransa’daki gelişmeler, Avrupa’nın uzun zamandır karşı karşıya olduğu fakat henüz siyasal bir çözüm üretemediği daha kapsamlı bir dönüşümün belirtilerini taşıyor. Hayat pahalılığı, kamu hizmetlerindeki sorunlar, gençlerin gelecek kaygıları ve geleneksel siyasal partilere duyulan güvensizlik, farklı biçimlerde Avrupa’nın birçok ülkesinde kendisini gösteriyor. İtalya, Belçika, İspanya ve Portekiz’de son günlerde yaşanan toplumsal hareketlilik de bu ortak gerilimleri görünür kılıyor.






